Eski HRW Direktörü Kenneth Roth: "UCM Başsavcısı Kerim Han Görevden Alınsa Bile Netanyahu Hakkındaki Karar Geçerli"
Eski HRW Direktörü Kenneth Roth, UCM Başsavcısı Kerim Han'ın görevden alınma ihtimalinin Netanyahu ve Gallant hakkındaki tutuklama emirlerini etkilemeyeceğini açıkladı.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han'ın görevine devam edip edemeyeceğine yönelik tartışmalar sürerken, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) eski Direktörü ve Princeton Üniversitesi Misafir Profesörü Kenneth Roth'tan kritik açıklamalar geldi. Roth, New York'ta gerçekleştirilecek oylamanın sonucunun, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında çıkarılan tutuklama emirlerini hiçbir şekilde etkilemeyeceğini vurguladı.
125 Üye Ülke Kerim Han’ın Kaderini Belirleyecek
UCM Taraf Devletler Meclisi'nin, 125 üye devletin temsilcileriyle birlikte **24 Temmuz**'da bir araya geleceğini belirten Kenneth Roth, nihai kararın üye ülkelere ait olduğunu kaydetti. Sürecin işleyişine dair bilgi veren Roth, **8 Haziran**'da toplanan Taraf Devletler Meclisi Bürosu'nun aldığı karar doğrultusunda, 24 Temmuz'da özel bir oturum yapılacağını ifade etti. Roth, "125 üye devlet, Yürütme Bürosu'nun tavsiyesine uyup uymayacaklarına ve Kerim Han'ın cinsel suistimal gerekçesiyle kalıcı olarak görevden alınıp alınmayacağına karar verecek. Savcının geleceğini belirleyecek olan doğrudan bu 125 hükümetin kararıdır" dedi.
"Tutuklama Kararları Savcının Şahsından Bağımsızdır"
Başsavcı Kerim Han hakkındaki disiplin sürecinin, Netanyahu ve Gallant hakkındaki tutuklama emirlerine yansıması konusuna açıklık getiren Roth, bu kararların hukuki olarak savcının kişisel durumundan bağımsız olduğunu hatırlattı. Söz konusu emirlerin UCM'nin üç yargıçtan oluşan Ön Yargılama Dairesi tarafından onaylandığının altını çizen Roth, şu değerlendirmede bulundu: "Kerim Han ile ilgili yaşanan problem ne olursa olsun, bu aşamada bir önemi yok. Çünkü yargıçlar, tutuklama emirlerini çıkarmak için dosyada yeterli delil olduğuna zaten karar verdi. Bu tutuklama emirleri sadece savcının şahsi kararı değil, UCM'nin çok sayıda nitelikli personelinin ortak çalışmasının bir ürünüdür. Dolayısıyla bu tutuklama emirleri tamamen geçerliliğini koruyacaktır."
ABD ve İsrail’in Baskılarına Karşı Hukukun Üstünlüğü
Roth, başta Washington ve Tel Aviv olmak üzere mahkemeyi hedef alan aktörlerin, Han'ın görevden alınması ihtimalini kurumu itibarsızlaştırmak için bir fırsat olarak kullanabileceği uyarısında bulundu. Donald Trump yönetimi ile İsrail'in UCM'ye yönelik düşmanca tutumunun, savcı hakkındaki cinsel suistimal iddialarından tamamen bağımsız siyasi bir mesele olduğunu belirten Roth, "Netanyahu ve Trump, kendilerine dokunulmazlık sağlamak amacıyla bulabilecekleri her bahaneyi öne sürecekler mi? Elbette bunu yapacaklar, çünkü bunlar hukuk tanımaz kişiler" şeklinde konuştu.
Trump yönetiminin UCM savcılık ve yargı mensuplarına yönelik yaptırım tehditlerinin, Roma Statüsü'nün 70. maddesi kapsamında "adaletin engellenmesi" anlamına geldiğini vurgulayan Roth, "Trump yönetimi mahkemeyi çökertmek istiyor ama bunu başaramayacak. Mahkemenin arkasında duran 125 üye devlet var. Bu devletler, Trump'ın talep ettiği dokunulmazlık için değil, hukukun üstünlüğü ve küresel adalet için orada bulunuyor" dedi.
Sürecin Geçmişi ve Mahkemenin Geleceği
Washington'ın kuruluşundan bu yana UCM'ye karşı sert bir muhalefet sergilediğini, ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında tutuklama kararı çıkmasıyla bu tutumun geçici olarak yumuşadığını belirten Roth, Netanyahu hakkındaki suçlamalarla birlikte ABD'nin eski sert çizgisine geri döndüğünü ifade etti. Roth, Netanyahu'nun kendisini masum görmesi halinde kanıtları tartışmak üzere Lahey'e gelmesi gerektiğini, nitekim eski Kenya Devlet Başkanı Uhuru Kenyatta'nın bu yolu izleyerek hakkındaki suçlamaların düşürülmesini sağladığını hatırlattı.
UCM Başsavcısı Kerim Han, **Mayıs 2024**'te Netanyahu ve Gallant hakkında tutuklama emri talebinde bulunmuş, hemen ardından ortaya atılan cinsel taciz iddiaları üzerine **Mayıs 2025**'te gönüllü olarak izne ayrılmıştı. **Mart 2026**'da UCM tarafından görevlendirilen üç yargıçtan oluşan bağımsız heyet, BM soruşturmasının Han hakkında "görevi suistimal veya ihlal tespit etmediği" sonucuna varmıştı. Ancak Roth, BM soruşturmacılarının 150 sayfalık raporunda net bir aklama ifadesi kullanmamasının beraat anlamına gelmediğini ve iddiaların güçlü olduğunu savunarak, mahkemenin güvenilirliğini yeniden kazanması için yeni bir savcıya ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!