İsrail'in Hedefindeki Kurum UNRWA: Filistinli Mültecilerin Geleceği Tehdit Altında
İsrail'in sistematik saldırı ve karalama kampanyalarına maruz kalan UNRWA, Doğu Kudüs'teki tesislerinin gasp edilmesiyle büyük bir varoluşsal kriz yaşıyor.
İsrail'in Ekim 2023 tarihinde Gazze Şeridi'ne yönelik başlattığı geniş çaplı askeri saldırılar, eş zamanlı olarak bölgedeki en hayati insani yardım organı olan Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansını (UNRWA) da hedef tahtasına oturttu. Saldırıların ilk gününden itibaren Ajansa yönelik sistematik bir karalama kampanyası yürüten Tel Aviv yönetimi, sadece diplomatik ve siyasi alanda değil, sahada da UNRWA'yı felç etmeye yönelik adımlar attı. Ajansın mültecilere hayati destek sağlayan depolarına ve tesislerine düzenlenen saldırılarda, tonlarca gıda maddesi ve tıbbi malzeme kullanılamaz hale getirilerek insani kriz daha da derinleştirildi.
Ağır Kayıplar ve Yıkılan Altyapı: UNRWA Hedef Tahtasında
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne yönelik iki yılı aşkın süredir devam eden acımasız saldırılarının insani yardım çalışanları üzerindeki bilançosu oldukça ağır oldu. UNRWA'nın Ağustos 2026 verilerine göre; aralarında öğretmenler, sağlık çalışanları ve temel insani yardım görevlilerinin de bulunduğu 311 UNRWA personeli ile 82 destek personeli bu saldırılarda yaşamını yitirdi. Sahadaki yıkım personelle de sınırlı kalmadı; 100'den fazlası doğrudan eğitim yuvası olan okullardan oluşan toplam 312 UNRWA tesisi İsrail bombardımanlarında ya tamamen yıkıldı ya da ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldi.
Gazze genelinde 12 bin personeliyle hizmet veren UNRWA'yı tamamen tasfiye etmek isteyen İsrail, bazı Ajans çalışanlarının "7 Ekim saldırılarına katıldığı" yönünde asılsız iddialar ortaya atarak kurumun kapatılması çağrısında bulundu. Ancak Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen bağımsız ve kapsamlı soruşturmalar, İsrail'in iddialarını destekleyecek hiçbir somut kanıt bulunmadığını ortaya koyarak bu tezleri kesin bir dille reddetti.
Yasal Kuşatma ve Doğu Kudüs Tesislerinin Gasp Edilmesi
Sahadaki iddiaları çürütülen İsrail, bu kez yasal mekanizmaları devreye soktu. İsrail Meclisi (Knesset), 28 Ekim 2024 tarihinde UNRWA'nın işgal altında tutulan Doğu Kudüs ile İsrail sınırları içerisindeki tüm faaliyetlerine son verilmesini öngören yasa tasarısını yasalaştırdı. Söz konusu yasa, 1 Şubat 2025 tarihi itibarıyla yürürlüğe girdi. Yasanın uygulanmaya başlanmasıyla birlikte baskınlarını sıkılaştıran İsrail güçleri, Ajansın Doğu Kudüs'teki merkezlerini basarak faaliyetlerini tamamen durdurdu. Ardından, 20 Ocak 2026 tarihinde Şeyh Cerrah Mahallesi'nde yer alan tarihi genel merkez yerleşkesine baskın düzenleyen İsrail güçleri, alana el koyarak içerideki tesisleri yıktı ve buraya İsrail bayrağı çekti.
İsrail'in hak ihlalleri bununla da sınırlı kalmadı. Sene başında Doğu Kudüs'ün kuzeyinde, Ayrım Duvarı'nın Batı Şeria tarafında yer alan Kalendiya Eğitim Merkezinin elektrik ve suyunu kesen, ardından buradaki Arap çalışanları zorla tahliye eden İsrail, 25 Ağustos tarihinde merkeze askeri baskın düzenleyerek tamamen el koydu. Bu el koyma kararı, mesleki eğitim alan 15-19 yaş aralığındaki 350 mülteci öğrencinin en temel hakkı olan eğitim hakkının elinden alınması anlamına geliyor. İşgal altındaki Batı Şeria'da halihazırda son derece kırılgan olan sosyo-ekonomik dengeler, İsrail'in bu agresif politikaları nedeniyle her geçen gün daha da geriye gidiyor.
Nekbe'den Günümüze: 6 Milyon Mültecinin Yaşam Damarı
Uzmanlar, İsrail'in UNRWA'ya yönelik bu sistematik saldırılarının arkasında yatan asıl amacın, 1948 yılındaki sürgünden bu yana milyonlarca Filistinlinin elinde bulundurduğu "geri dönüş hakkını" tamamen ortadan kaldırmak olduğunu vurguluyor. Nitekim 1948 yılında zorla boşaltılan 57 Filistin köyünden göç eden yaklaşık 17-18 bin mültecinin sığındığı, 360 dönümlük bir alana kurulu Kalendiya Mülteci Kampı'ndaki eğitim merkezine el konulması, bu tasfiye planının en somut adımlarından biri olarak değerlendiriliyor.
UNRWA, İsrail'in 14 Mayıs 1948'de Filistin topraklarını işgal ederek bağımsızlığını ilan etmesi ve Filistinlileri büyük bir sürgüne maruz bıraktığı "Nekbe" (Büyük Felaket) sürecinin ardından kuruldu. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 8 Aralık 1949 tarihli ve 302 sayılı kararı ile hayata geçirilen kurum, 1950 yılında ilk faaliyete başladığında 750 bin sığınmacıya hizmet veriyordu. Filistin sorununa kalıcı bir çözüm bulunana kadar geçici bir süre için kurulan Ajansın görev süresi, sorunun çözümsüz kalması nedeniyle BM Genel Kurulu tarafından defalarca uzatıldı ve son olarak 30 Haziran 2029 tarihine kadar yenilendi.
Bugün gelinen noktada UNRWA, Batı Şeria, Gazze Şeridi, Ürdün, Lübnan ve Suriye'deki kamplarda yaşayan yaklaşık 6 milyon Filistinli mülteciye hayati hizmetler sunuyor. Ajans, 19'u Batı Şeria'da, 8'i Gazze'de olmak üzere toplam 27'si işgal altındaki topraklarda; 31'i ise komşu ülkelerde (Ürdün'de 10, Lübnan'de 12, Suriye'de 9) yer alan toplam 58 resmi mülteci kampında aktif olarak faaliyet gösteriyor. Batı Şeria ve komşu ülkelerdeki 420'yi aşkın okulda 240 binden fazla çocuk eğitim görürken, bu okullarda 11 bini aşkın öğretmen görev yapıyor. Savaş öncesi dönemde ise Gazze'deki 288 okulda 300 binden fazla öğrenci eğitim alıyordu. Ayrıca, 3 binden fazla sağlık personelinin görev yaptığı 150 sağlık merkezinde yılda 10 milyondan fazla mülteciye ücretsiz sağlık hizmeti sunulurken, 2 milyonu Gazze'de olmak üzere toplam 2,6 milyon mülteciye düzenli olarak acil gıda ve nakdi yardım ulaştırılıyor. İsrail'in başlattığı karalama kampanyası sonucu bazı büyük donör ülkelerin yardımları askıya alması ise bütçesinin neredeyse tamamı gönüllü bağışlara dayanan UNRWA'yı tarihinin en büyük mali çıkmazıyla karşı karşıya bırakıyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!