Kemik Erimesine Karşı Menopoz Öncesi Önlem Hayati Önem Taşıyor
Prof. Dr. Evrim Bostancı Ergen, menopoz öncesi dönemde alınacak önlemlerin ilerleyen yaşlarda osteoporoz ve kırık riskini önemli ölçüde azalttığını açıkladı.
Toplumda genellikle menopoz sonrasının bir problemi olarak kabul edilen kemik erimesine karşı uzmanlardan kritik bir uyarı geldi. Medipol Sağlık Grubu bünyesindeki Medipol Koşuyolu Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Evrim Bostancı Ergen, kemik kaybıyla mücadelenin menopoza girmeden çok daha önce başlaması gerektiğine dikkat çekti. Ergen, özellikle menopoza geçiş süreci ve sonrasındaki ilk yıllarda hayata geçirilecek koruyucu adımların, ilerleyen yaşlarda karşılaşılacak kırık riskini asgari düzeye indirebileceğini belirtti.
Kemik Sağlığında Altın Saatler: Menopoz Öncesi Dönem
Kemik yoğunluğunun korunmasında menopoz öncesi dönemin stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Evrim Bostancı Ergen, sürecin bütünsel olarak ele alınması gerektiğini ifade etti. Ergen, "Kemik erimesini yalnızca menopoz sonrasına ait bir olgu olarak görmemek gerekir. Bu süreç, menopoz öncesinde başlayan ve sonrasında da devam eden dinamik bir evredir. Özellikle menopoz öncesi dönem ile menopozu takip eden ilk 5 ila 7 yıllık süreç bizim için adeta altın değerindedir. Eğer bu kritik zaman diliminde kemik yoğunluğunu muhafaza edebilirsek, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek kemik kayıplarını ve ciddi kırık risklerini büyük oranda engelleyebiliriz. Bu doğrultuda, kadınlarda adet düzensizliklerinin başladığı ilk andan itibaren kemik yoğunluğu taraması yaparak kişiye özel koruyucu tedavileri devreye sokmayı amaçlıyoruz" şeklinde konuştu.
60 Yaş Sonrası Geri Dönüşü Zor Hasarlara Karşı Erken Önlem Şart
İleri yaşlarda ortaya çıkan osteoporozun, bireylerin yaşam kalitesini ve hareket kabiliyetini ciddi derecede sekteye uğrattığını hatırlatan Prof. Dr. Evrim Bostancı Ergen, erken teşhisin önemine değindi. Ergen, "Özellikle 60-65 yaş grubundaki kadınlarda osteoporoza bağlı patolojik kırık vakalarıyla çok daha sık karşılaşıyoruz. Ne yazık ki bu yaşlarda konulan kemik erimesi teşhisleri, hastalığın geri dönüşü olmayan bir evreye ulaştığını gösteriyor. Bu sebeple risk faktörlerini henüz yolun başındayken saptamak, kemik yıkımı hızlanmadan tedbir almak ve hastalarımızı güçlü bir iskelet sistemiyle menopoza hazırlamak hayati bir önem taşıyor" dedi.
Üç Ayaklı Koruma Sistemi: Beslenme, Egzersiz ve Kişiye Özel Tedavi
Kemik sağlığını korumanın tek bir mucizevi yöntemi olmadığını, multidisipliner bir yaklaşım gerektirdiğini belirten Ergen, tedavinin sacayağını şu sözlerle özetledi: "Kemik sağlığının korunmasını üç ayaklı bir sistem olarak kurgulamalıyız. Beslenme düzeni, aktif egzersiz alışkanlığı ve tıbbi tedaviler bir bütün halinde planlanmalıdır. Yalnızca vitamin takviyeleri kullanarak bu süreçte başarıya ulaşmak mümkün değildir. Kas kütlesini koruyacak direnç egzersizleri yapmak ve dengeli beslenmek bu tedavinin olmazsa olmaz parçalarıdır. Ayrıca aşırı zayıflık da obezite sınırındaki fazla kilolar da kemik sağlığı üzerinde ciddi birer tehdit oluşturmaktadır."
Tedavi protokollerinin her kadının metabolizmasına ve yaşam koşullarına göre revize edilmesi gerektiğini ekleyen Prof. Dr. Evrim Bostancı Ergen, "Her kadının fizyolojik ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Ailedeki genetik yatkınlıklar, geçmişte veya güncelde kullanılan ilaçlar, eşlik eden kronik rahatsızlıklar, boy, kilo ve günlük yaşam standartları tedavi şemasını doğrudan şekillendirir. Bu nedenle menopozal geçiş sürecine giren ya da adet düzensizliği problemi yaşayan tüm kadınların vakit kaybetmeden bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurarak kendilerine özel bir yol haritası belirlemeleri gerekmektedir" diyerek sözlerini tamamladı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!