Küresel Tahvil Piyasalarında Faiz Alarmı: Jeopolitik Gerilimler ve Enflasyon Endişeleri Borsaları Baskılıyor
Küresel piyasalarda tahvil faizlerinin tırmanışı ve artan jeopolitik riskler borsaları baskılarken, ABD ve Avrupa'da faiz endişeleri derinleşiyor.
Küresel finans piyasalarında tahvil cephesindeki hareketlilik ve belirsizlik rüzgarları esmeye devam ediyor. Yüksek kamu harcamaları ve kalıcı enflasyonist baskılar dünya ekonomilerini zorlarken, hisse senedi piyasaları üzerinde de ciddi bir satış baskısı oluşturuyor. ABD Hazine Bakanlığının borçlanma maliyetlerini düşürmeye yönelik stratejik adımlarının sadece geçici bir nefes alma alanı yaratacağı düşüncesi ve tırmanan enerji fiyatlarının enflasyonist kaygıları körüklemesi, tahvil piyasasındaki kısa soluklu rahatlamanın yerini yeniden endişeye bırakmasına yol açtı.
Finans analistleri, yatırımcıların ABD Hazinesi tarafından planlanan uzun vadeli tahvil geri alımlarının piyasa üzerindeki kalıcı etkilerine oldukça şüpheci yaklaştığını vurguluyor. Atılan adımlar, borçlanma maliyetlerini dizginlemek adına kısa vadeli bir pansuman tedavisi olarak nitelendiriliyor.

ABD Hazinesi'nin Müdahalesi ve İran'a Yönelik Sert Ekonomik Yaptırımlar
ABD Hazine Bakanlığı'nın piyasaya müdahale sinyalleri vermesi, politika yapıcıların tahvil getirilerindeki hızlı tırmanıştan duyduğu rahatsızlığı açıkça ortaya koysa da bu hamlenin sistemik riskleri tamamen ortadan kaldırmayacağı öngörülüyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, uzun vadeli tahvilleri kapsayan geri alım operasyonlarının büyüklüğünün 4 milyar doları aşabileceğini dile getirdi. Diğer taraftan dış politika ve jeopolitik risklere de değinen Bessent, İran'a yönelik tarihin en ağır yaptırımlarının devreye sokulacağını ve ülkeyi ekonomik olarak çökerteceklerini iddia etti.
ABD Başkanı Donald Trump da İran'a karşı kapsamlı bir "ekonomik operasyon" ilan ederek, bu sürecin eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik savaş ve küresel izolasyon olacağını vurguladı. Trump, finansal kuruluşlar, küresel şirketler, havalimanları ya da devlet kurumları üzerinden İran'a nefes aldıracak herhangi bir destek sağlayan ülkeleri de çok ağır ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya kalacakları konusunda uyardı.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise İran ile olan mücadelenin yeni bir boyuta taşındığını belirterek, şu an için ellerindeki en güçlü ve caydırıcı silahın ekonomik baskı mekanizmaları olduğunu ifade etti. Washington cephesinden gelen bu sert açıklamalar, jeopolitik risklerin küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin daha da derinleşebileceği endişesini beraberinde getirdi.
Fed Yetkililerinden Gelen Mesajlar ve Tahvil Faizlerindeki Tırmanış
Küresel piyasalar, ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinin para politikasına dair yapacağı yönlendirmelere kilitlenmiş durumda. San Francisco Fed Başkanı Mary Daly, erken bir faiz artırımına yönelik piyasada çok fazla spekülasyon yapıldığını ancak bunun çözülmesi gereken acil bir problem olduğuna dair somut bir kanıt bulunmadığını belirtti. St. Louis Fed Başkanı Alberto Musalem ise ani ve sert adımlar yerine kademeli faiz artışlarının çok daha sağlıklı bir yaklaşım olacağını savundu. Musalem, eylül ayında gerçekleştirilecek kritik toplantıda nasıl bir tutum sergileyeceğinin tamamen ekonomik verilere bağlı olacağını ve her toplantıya açık bir zihinle katılmak istediğini söyledi.

ABD'de açıklanan son makroekonomik verilere göre, 15 Ağustos ile biten haftada ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı 6 bin kişilik azalışla 206 bine gerileyerek piyasa beklentilerinin altında kaldı. İstihdam piyasasındaki bu dirençli duruşla birlikte ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,70 sınırını aşarken, 30 yıllık tahvil faizi de yüzde 5,20'den yüzde 5,26 seviyesine tırmandı. ABD'nin yüksek kamu borç stoku ve tahvil piyasasındaki oynaklık nedeniyle dolar endeksi hafif bir gevşemeyle yüzde 0,1 kayıpla 98,8 seviyesinde dengelendi.
ABD ekonomi yönetiminin piyasalara müdahaleci bir yaklaşım sergilemesi, küresel yatırımcıların dolara olan talebini bir miktar törpülüyor. Güvenli liman arayışındaki sermayenin altına yönelmesiyle birlikte altının ons fiyatı yüzde 0,4 değer kazanarak 4 bin 535 dolara ulaştı.
New York Borsasında Walmart Depremi ve Avrupa'da Enerji Krizi
Tahvil piyasalarındaki tedirginliğin sürmesiyle New York borsası günü kayıplarla tamamladı. ABD'li perakende devi Walmart'ın geleceğe yönelik satış tahminlerinin beklentilerin altında kalması, şirketin hisselerinde yüzde 9,2'lik sert bir düşüşe yol açtı. Bu gelişmelerin etkisiyle Dow Jones endeksi yüzde 0,15, S&P 500 endeksi yüzde 0,23 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,45 oranında değer kaybetti. Yeni günde ise ABD vadeli kontratları pozitif bir başlangıç yaptı.

Avrupa borsaları ise artan enerji maliyetleri ve jeopolitik belirsizliklerin gölgesinde karışık bir seyir izledi. Trump'ın son yaptırım açıklamaları Avrupa piyasalarında risk iştahını düşüren en önemli faktörlerden biri oldu. Analistler, ağustos ayı itibarıyla doğalgaz ve petrol fiyatlarında yaşanan yükselişin etkilerinin, bugün açıklanacak olan Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerine doğrudan yansıyacağını öngörüyor.
Almanya'da 5 yıllık tahvil faizi yüzde 3,008 ile 2008 yılından bu yana en yüksek seviyesini test etti. Ülkedeki siyasi belirsizlikler ve savunma bütçesindeki artış beklentileri, kamu borcunun rekor seviyelere ulaşabileceği endişesini besliyor. Avrupa'nın en önemli doğalgaz ticaret merkezi olan Hollanda TTF'de eylül vadeli kontratların fiyatı 65,9 dolara ulaşarak mart ayından bu yana en yüksek seviyesine çıktı.
Almanya'da temmuz ayı Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) aylık bazda yüzde 1,1, yıllık bazda ise yüzde 3 artarak beklentileri aştı. Bu gelişmeler doğrultusunda Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,57, Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 0,42 gerilerken; İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,09, İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,04 değer kazandı.
Asya Piyasalarında BoJ Beklentileri ve Borsa İstanbul'da Son Durum
Asya genelinde de tahvil piyasasındaki riskler ve jeopolitik belirsizlikler fiyatlamalar üzerinde etkili oluyor. Japonya'da temmuz ayı enflasyonu, enerji maliyetlerindeki artışın etkisiyle yüzde 1,9'a ulaşarak geçen yılın aralık ayından bu yana en yüksek seviyesini gördü. Bu veri, Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) eylül ayında faiz artırımına gideceği yönündeki beklentileri kuvvetlendirdi. Japonya 10 yıllık tahvil faizi de 3 baz puan yükselişle yüzde 2,87'ye ulaştı. Güney Kore'de ise Samsung Electronics'in hissedarlarına yönelik 72 milyar dolarlık devasa bir getiri planı açıklayacağı yönündeki haberler, şirket hisselerini yüzde 3,7 yukarı taşıdı. Kapanışa doğru Nikkei 225 endeksi yüzde 0,5 gerilerken, Kospi yüzde 0,7 ve Hang Seng yüzde 0,7 değer kazandı.
Yurt içinde ise Borsa İstanbul dün satış ağırlıklı bir seyir izleyerek BIST 100 endeksini yüzde 0,43 kayıpla 14.396,54 puandan kapattı. VİOP BIST 30 ağustos vadeli kontratı ise akşam seansında normal kapanışa göre yüzde 0,1 geriledi. Dolar/TL kuru dün günü yüzde 0,3 yükselişle 48,0460 seviyesinden tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında 48,0590 seviyesinden işlem görüyor.

Analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.300 ve 14.200 seviyelerinin önemli destek, 14.500 ve 14.600 puanın ise direnç konumunda olduğunu belirtiyor. Bugün yurt içinde tüketici güveni, reel kesim güven endeksi ve kapasite kullanım oranı verileri takip edilecek.
Piyasalarda bugün takip edilecek kritik veriler şu şekilde sıralanıyor:
10.00 Türkiye, ağustos ayı tüketici güven endeksi
10.00 Türkiye, ağustos ayı reel kesim güven endeksi
10.00 Türkiye, ağustos ayı kapasite kullanım oranı
10.30 Almanya, ağustos ayı imalat sanayi/hizmet sektörü/bileşik PMI
11.00 Avro Bölgesi, ağustos ayı imalat sanayi/hizmet sektörü/bileşik PMI
11.30 İngiltere, ağustos ayı imalat sanayi/hizmet sektörü/bileşik PMI
16.45 ABD, ağustos ayı imalat sanayi/hizmet sektörü/bileşik PMI
17.00 Avro Bölgesi, ağustos ayı tüketici güven endeksi
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!