Marmara Denizi'nde Hareketlilik: 2 Günde 185 Depremin Sırrı Çözüldü
Marmara Denizi'nde 18-20 Ağustos tarihleri arasında yaşanan 185 sarsıntıyı inceleyen uzmanlar, deprem fırtınasının nedenini yapay zeka ile ortaya çıkardı.
Marmara Denizi'nde 18 ve 20 Ağustos tarihleri arasında meydana gelen sismik hareketlilik, bölge halkında büyük endişe yarattı. En küçüğü 1,4, en büyüğü ise 3,2 büyüklüğünde olan toplam 185 deprem, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi ile AFAD Deprem Bilim Kurulu tarafından mercek altına alındı. DEÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir ve Araştırma Görevlisi Dr. Can Eytemiz, yapay zeka destekli sismolojik analizlerle bu sarsıntıların perde arkasını araladı.
Depremler Doğrudan Adalar Fayı Üzerinde Gerçekleşmedi
Yapılan bilimsel çalışmalar, Marmara Denizi'ndeki bu yoğun sismik aktivitenin kaynağına ışık tuttu. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, 2010 yılından bu yana bölgede kaydedilen tüm depremleri 7 günlük periyotlar halinde titizlikle taradıklarını belirtti. Elde edilen veriler ışığında, 18-20 Ağustos tarihlerinde yaşanan deprem diziliminin doğrudan ana kilitli fay hattı olan Adalar Fayı üzerinde olmadığını tespit ettiklerini açıklayan Sözbilir, sarsıntıların bu ana faya bağlı gelişen yan kollar üzerinde yoğunlaştığını vurguladı.
Büyük Bir Depremi Tetikler mi?
Kamuoyunda oluşan "büyük bir depremin habercisi mi?" sorusuna da açıklık getiren Prof. Dr. Sözbilir, bu tür "deprem fırtınası" olarak adlandırılan süreçlerin Marmara Bölgesi'nde yüzyıllardır devam eden doğal bir sismik döngü olduğunu ifade etti. Sözbilir, "Bu depremler meydana geldi diye hemen arkasından yıkıcı, büyük bir deprem yaşanacağını söyleyemeyiz. Bu sadece birkaç gün süren ve ardından sönen bir fırtınaydı." dedi.
Tarihsel sürece de değinen Sözbilir, 1999 depreminin kırılma hattının Gebze sınırına kadar dayandığını, gelecekte ise Adalar Fayı ile Kumburgaz Segmenti'nin kırılmasının beklendiğini hatırlattı. Dünya genelindeki bilimsel çalışmaların da bu segmentlerde enerji birikimi (kilitlenme) olduğunu doğruladığını ekleyen Sözbilir, bu durumun gelecekte kaçınılmaz olarak enerji boşalımına yol açacağını belirtti.
Yapay Zeka Destekli Analiz ve Risk Durumu
Araştırma ekibinde yer alan Araştırma Görevlisi Dr. Can Eytemiz ise çalışmada ileri düzey bilimsel yazılımlar ve yapay zeka teknolojileri kullanarak depremleri yeniden konumlandırdıklarını aktardı. Sarsıntıların gerçek koordinatlarını belirlediklerini ifade eden Eytemiz, deprem fırtınasının kilitli ana zon üzerinde gerçekleşmediğini teyit ettiklerini söyledi.
Ancak bölgenin kilitli zona çok yakın olması sebebiyle buranın sürekli mercek altında tutulması gerektiğinin altını çizen Eytemiz, "Mevcut büyüklükteki depremlerin büyük bir kırılmayı tetikleme gücü bulunmuyor. Bu sarsıntıların bir öncü deprem niteliği taşıdığına dair bilimsel ve tutarlı bir sonuca varmak mümkün değildir." diyerek bölgedeki risk analizlerinin titizlikle sürmesi gerektiğini ifade etti.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!