Tera Portföy Skandalında Alkin Kardeşler Düğümü: Herkesin Bildiği Finansal Çöküşün Anatomisi
Borsa İstanbul'u sarsan Tera Portföy skandalında, devasa balonların nasıl şişirildiği ve denetim organlarında görev alan akademisyen kardeşlerin rolü ortaya çıktı.
Türkiye finans piyasaları, on binlerce yatırımcıyı çaresiz bırakan devasa bir borsa ve fon manipülasyonu iddiasıyla çalkalanıyor. Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, kaleme aldığı çarpıcı analizle bu finansal krizin arka planını ve sürece dahil olan tanınmış akademisyenlerin pozisyonlarını mercek altına aldı. Oğur, göz göre göre gelen bu çöküşü, Gabriel Garcia Marquez'in herkesin işleneceğini bildiği bir cinayeti anlattığı ünlü romanı 'Kırmızı Pazartesi'ye benzetti. Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) sorumluları açıkça işaret ettiği bu süreçte, "Kim biliyordu?" sorusunun yanıtı oldukça net: Bütün dünya biliyordu.

Akılalmaz Piyasa Değerleri: Yalova'daki Tersane Ford Otosan’ı Nasıl Geçti?
Skandalın boyutlarını anlamak için Borsa İstanbul'da işlem gören bazı şirketlerin kâğıt üzerindeki fiktif büyüklüklerine bakmak yeterli. Yalova'da gemi bakım, onarım ve dönüşüm işleri yapan orta ölçekli bir tersane olan Özata Denizcilik, 30 Haziran 2026 bilançosuna göre 7,8 milyar lira toplam varlığa ve 4,5 milyar lira özkaynağa sahipti. Ancak 5 Ağustos günü borsa ekranlarında şirketin piyasa değeri tam 292 milyar lira olarak görünüyordu. Aynı gün Türkiye'nin sanayi devlerinden Ford Otosan'ın piyasa değeri 282 milyar lira, Ereğli Demir Çelik'in ise 292 milyar liraydı. Yani Yalova'daki bir tersane, otomotiv devini geride bırakmış, demir çelik deviyle eşitlenmişti.

Benzer bir durum Destek Finans için de geçerliydi. Haziran sonu itibarıyla 61 milyar lira aktif büyüklüğü ve 15 milyar liraya yakın özkaynağı olan bu faktoring şirketi, 5 Ağustos'ta 538 milyar liralık bir borsa değerine ulaştı. Bu rakam, bünyesinde Türkiye'nin en büyük sanayi ve finans kuruluşlarını barındıran Koç Holding'in 511 milyar liralık değerini aşarken, Tüpraş'ın 576 milyar liralık değerine yaklaşıyordu.
Bu akılalmaz yükselişin arkasında ise borsa tarihine geçecek bir manipülasyon yöntemi yatıyordu. Fiili dolaşımdaki hisse oranı oldukça düşük olan şirketlerin payları, belirli fonlar tarafından domine ediliyordu. Örneğin, Tera Portföy'ün beş fonunun Özata Denizcilik'teki paylarını satmadan önce, fiili dolaşımdaki hisselerin tam yüzde 95,92'sini ellerinde tuttukları ortaya çıktı. Satış sonrasında bile bu oran yüzde 85,9 seviyesindeydi. Sınırlı sayıdaki hisse üzerinden yapılan işlemlerle fiyat yapay olarak yukarı çekiliyor, fonun net aktif değeri yükseliyor, yüksek getiri gören yeni yatırımcılar sisteme çekiliyor ve ponzi çarkı dönmeye devam ediyordu. Ancak nakit karşılığı olmayan bu sanal milyarlar, yatırımcılar çıkış yapmak istediğinde bir anda buharlaştı.
Devletin Dokuz Aylık Sessizliği ve Bloomberg’in İfşası
Piyasalarda bu denli büyük bir balon oluşurken denetleyici kurumların neden sessiz kaldığı sorusu akılları kurcalıyor. SPK, 18 Eylül'de yaptığı açıklamayla aslında durumu çok önceden tespit ettiğini itiraf etti. Kurum, "2025 yılı son çeyreğinde, yatırım fonları içerisinde, bilhassa serbest yatırım fonları ve para piyasası fonları vasıtasıyla; belirli portföy yönetim şirketlerine (PYŞ) ait fonların, fiili dolaşım oranı düşük olan paylarda ekonomik gerçeklik ve şirket temel finansal büyüklükleri ile açıklanamayacak şekilde fiyat hareketlerine neden olduğu gözlemlenmiştir" diyerek durumu bir yıl öncesinden gördüğünü doğruladı.
Dahası, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 4 Kasım 2025'te düzenlenen Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi'nde, "Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz. O alanda da bir düzenleme eksikliği olduğunu biliyoruz. Bu eksiklikleri gidereceğiz" uyarısında bulunmuştu. Aynı gün dönemin SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül de fon yöneticilerini uyardıklarını ve yaptırımların lisans iptaline kadar gidebileceğini belirtmişti.
Süreç içerisinde 2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi toplanmış, 3 Aralık'ta SPK bünyesinde bir çalışma grubu kurulmuş ve 18 Aralık'ta nitelikli yatırımcı sınırı 1 milyon liradan 10 milyon liraya çıkarılmıştı. Ancak hazırlanan kapsamlı Fon Rehberi taslağı bürokratik engellere ve kurumlar arası yazışmalara takılarak bir türlü yürürlüğe sokulamadı. Bu sırada sistem her gün yeni kurbanlar aramaya devam etti.
Tarihler 24 Nisan 2026'yı gösterdiğinde uluslararası finans basını sessizliği bozdu. Bloomberg, "Türkiye'de yatırımcıların kafasını karıştıran yüzde 40 binlik hisse yükselişinin arkasında ne var?" başlığıyla yayımladığı analizde, Tera Yatırım'ın halka arzından sonraki olağanüstü yükselişini ve Tera Portföy Birinci Serbest Fonu'nun şüpheli işlemlerini tüm dünyaya duyurdu.

Mayıs 2026'da ise SPK yönetiminde kritik bir değişim yaşandı. İbrahim Ömer Gönül'ün yerine başkan yardımcısı Mahmut Sütçü başkanlık koltuğuna oturdu. Yeni yönetimin gelişiyle birlikte adımlar hızlandı; 17 Haziran'da TEFAS uygulama esasları onaylandı, 23 Temmuz'da ise fiktif değerlemeleri önleyecek düzenlemeler hayata geçirildi. Nihayet, ilk tespitten tam dokuz ay sonra, 28 Ağustos 2026'da kapsamlı Fon Rehberi yayımlandı. Ancak bu hamleler, sistemin kaçınılmaz sonunu hızlandırmaktan başka bir işe yaramadı.
Pusula’nın Kaçışı ve Çarkın Tersine Dönüşü
Eylül ayının ikinci haftasında ponzi sisteminin çökeceğine dair ilk somut sinyaller alındı. Henüz 28 yaşındaki Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Yarız'ın, cep telefonunu ofisinde bırakarak Marmaris üzerinden tekneyle Yunanistan'a kaçtığı haberleri piyasaya bomba gibi düştü. Bu panik havasında Tera, Pusula Finans Holding ve Katılımevim'i satın almak için görüşmelere başladığını duyurarak devreye girdi.
Dışarıdan bir kurtarma operasyonu gibi görünen bu hamle, aslında domino etkisini önleme çabasından ibaretti. Çünkü Pusula fonlarından kaçış başlarsa, nakit yaratmak için hisseler satılacak; bu da aynı hisseleri taşıyan Tera fonlarının değerini yerle bir edecekti. Çark tersine dönmüştü ve bu çöküşü durdurmak artık imkansızdı. Sonuçta 923 bin yatırımcının birikimleri bu fonlarda kilitli kaldı.
Akademiden Finansın Zirvesine: Alkin Kardeşlerin Tera Serüveni
Bu büyük finansal çöküşün tam merkezinde ise tanıdık iki isim yer alıyor: Profesör kardeşler Emre Alkin ve Kerem Alkin. Geçmişi 2002 yılındaki Emlak Bankası skandalına ve "Kılıçbalığı" operasyonuna uzanan akademisyen bir aileden gelen kardeşlerin kariyer basamaklarını tırmanışı oldukça dikkat çekici. Kerem Alkin'in AK Parti hükümetleri döneminde yazdığı ve Wikileaks belgelerine de yansıyan "önümüzü açın, destek olalım" içerikli e-postaları, kapıların ardına kadar açılmasını sağladı.

Kerem Alkin sırasıyla Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyi üyeliği, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu üyeliği, Halkbank Yönetim Kurulu üyeliği ve son olarak Paris'te OECD Daimi Temsilciliği görevlerinde bulundu. Kardeşi Emre Alkin ise Doğa Sigorta bünyesindeki İstanbul Ayvansaray Üniversitesi'nin (yeni adıyla İstanbul Topkapı Üniversitesi) rektörlüğünü üstlendi.
2026 baharında ise üniversite ve şirket yönetimlerinde paralel bir değişim yaşandı. Tera Holding Başkanı Emre Tezmen, Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı olurken; Rekabet Kurulu kararıyla Doğa Sigorta'nın hisseleri Tera Yatırım Bankası'na devredildi. Bu satın almayla birlikte Alkin kardeşler de Tera bünyesine katıldı. Emre Alkin Tera Portföy'ün icracı yönetim kurulu üyesi olurken, Kerem Alkin ise Tera Yatırım Menkul Değerler'de Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi, Denetim Komitesi Başkanı ve Riskin Erken Saptanması Komitesi Başkanı olarak görevlendirildi.
Türk Ticaret Kanunu'na göre şirketin varlığını tehlikeye düşürecek riskleri erken teşhis etmek ve denetlemekle görevli olan bu isimler, bugünlerde Tera'nın internet sitelerinden adlarını sildirmekle meşgul. Şirket sahibi Emre Tezmen ise yaptığı açıklamada yaşananları "yerli ve milli iradeye karşı şer odaklarının organize spekülatif atağı" olarak nitelendirerek savunma yapmaya çalışıyor. 1 milyona yakın insanın mağdur olduğu bu süreçte, sorumluluk makamındaki Kerem Alkin ise köşesinde küresel emtia piyasaları ve yeşil dönüşüm üzerine yazılar yazmaya devam ediyor.
Tıpkı Kırmızı Pazartesi romanında olduğu gibi, bu finansal cinayetin işleneceğini de herkes biliyordu; ancak kimse durdurmak için parmağını bile kıpırdatmadı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!