Türkiye-İsrail İlişkilerinin Yarım Asırlık Seyri: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Tavizsiz Mücadelesi

Türkiye-İsrail ilişkilerinin 75 yıllık tarihi, askeri vesayet gölgesinden tam bağımsızlık ve Filistin davasını savunan küresel liderliğe uzandı.

Fatih Mehmet HAN Fatih Mehmet HAN
0 0
Paylaş:
Türkiye-İsrail İlişkilerinin Yarım Asırlık Seyri: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Tavizsiz Mücadelesi

Ankara ile Tel Aviv arasındaki ilişkiler, geçmişin tek taraflı bağımlılık zincirlerini kırarak, Türkiye'nin egemenlik ve bölgesel liderlik mücadelesinin en çetin alanlarından biri haline geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "dünya beşten büyüktür" vizyonuyla şekillenen yeni dış politika doktrini, İsrail'in Gazze'deki işgal ve soykırım politikalarına karşı çok boyutlu bir abluka stratejisine dönüştü. Son olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Interpol üzerinden talep ettiği kırmızı bültenler ve Suriye sınırındaki savunma refleksleri, Türkiye'nin Siyonist tehdide karşı sınırlarında ve bölgesel ölçekte taviz vermeyeceğini bir kez daha kanıtladı.

Soğuk Savaş Kıskacından Askeri Vesayet Anlaşmalarına

Türkiye, 1949 yılında İsrail'i tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu ülke olarak Batı blokuyla entegrasyonunu güçlendirmeyi hedeflemişti. 1950'lerde elçiliklerin açılması ve 1958 yılında Başbakan Adnan Menderes ile İsrail Başbakanı David Ben-Gurion arasında gizlice yürütülen "çevre paktı" temasları bu sürecin ilk adımları oldu. Ancak Türk milleti, Filistin davasını her zaman kendi davası olarak gördü. 1967'deki Altı Gün Savaşı'nın ardından Ankara'nın tepkisi sertleşti ve 1975'te Birleşmiş Milletler'de Siyonizmi bir ırkçılık türü olarak kabul eden tasarıya lehte oy verildi. 1980 yılında İsrail'in Kudüs'ü tek taraflı ilhak etme kararına karşılık diplomatik ilişkiler maslahatgüzar seviyesine indirildi.

Ancak Soğuk Savaş sonrasında, Madrid ve Oslo süreçlerinin getirdiği geçici yumuşama ortamında, Türkiye'deki askeri bürokrasi İsrail ile yakınlaşma adımları attı. 1992'de büyükelçilik düzeyine çıkarılan ilişkiler; ticaret, turizm ve savunma sanayii anlaşmalarıyla pekiştirildi. 23 Şubat 1996 tarihinde imzalanan askeri iş birliği anlaşmasıyla, Türk ve İsrail savaş uçaklarının ortak eğitim uçuşları yapmasının önü açıldı. Bu dönemde, 632 milyon dolar değerindeki 54 adet F-4 savaş uçağının modernizasyonu projesi Tel Aviv yönetimine teslim edildi. Bu adımlar, milli çıkarlardan ziyade dönemin askeri vesayet odaklarının stratejik bir tercihi olarak kayıtlara geçti.

Türkiye bu ortaklığı terörle mücadele ve bölgesel dengeler için bir araç olarak görse de, İsrail bu durumu Müslüman bir NATO ülkesinin coğrafi derinliğini kendi emelleri için kullanma fırsatı olarak değerlendirdi.

Davos’ta Tarihi Kırılma: "One Minute" ve Mavi Marmara

AK Parti'nin iktidara gelmesiyle birlikte Türkiye, başlangıçta bölgesel barış için yapıcı bir arabuluculuk rolü üstlendi. Hatta 2008 yılında İsrail ile Suriye arasında dolaylı barış görüşmelerine ev sahipliği yaptı. Ancak İsrail'in Gazze'ye yönelik gaddar askeri operasyonları bardağı taşırdı. 29 Ocak 2009'da İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu panelinde, Başbakan Erdoğan'ın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e hitaben gösterdiği tarihi "One minute" tepkisi, küresel Siyonist propagandaya indirilmiş en büyük darbelerden biri oldu. Bu çıkış, Erdoğan'ı Filistin davasını uluslararası alanda en yüksek sesle savunan lider konumuna taşıdı.

Bu kararlı duruş, Filistin meselesini Türk dış politikasının sarsılmaz bir temeli haline getirdi. 31 Mayıs 2010 tarihinde Gazze'ye insani yardım malzemesi taşıyan Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda düzenlenen ve 10 Türk vatandaşının şehit edilmesiyle sonuçlanan hain saldırı ise ilişkileri tamamen kopardı. Ankara, askeri anlaşmaları askıya alarak ilişkileri ikinci kez maslahatgüzar düzeyine düşürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararlı duruşu karşısında direnemeyen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 22 Mart 2013'te ABD Başkanı Barack Obama'nın arabuluculuuyla Erdoğan'ı telefonla arayarak resmen özür diledi. Bu özür, Türk diplomasisinin tarihi bir zaferiydi. 2016 yılında şehit ailelerine ödenen 20 milyon dolarlık tazminatla ilişkiler normalize edilmeye çalışılsa da, İsrail'in hukuk tanımaz tavrı devam etti. 2018'de ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıması ve Gazze'deki katliamlar üzerine Türkiye, İsrailli diplomatları sınır dışı etti.

Ticari Ambargodan Uluslararası Yargıya: Tam Abluka

2022'de İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un Ankara ziyareti ve 2023'te New York'taki Erdoğan-Netanyahu görüşmesiyle başlayan yeni diyalog çabaları, 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze soykırımıyla tamamen son buldu. Batı dünyasının sessiz kaldığı bu katliam karşısında Türkiye, Hamas'ı bir terör örgütü değil, vatanını savunan bir direniş hareketi olarak tanımladı. Ankara, sadece söylemle kalmayıp Nisan 2024'te başlattığı ihracat kısıtlamalarını Mayıs 2024'te tam bir ticari ambargoya dönüştürdü. İsrail ile yıllık 6,8 milyar dolarlık ticaret hacmini tek kalemde sıfırlayan Türkiye, Siyonist rejime karşı bu çapta ekonomik yaptırım uygulayan ilk ve tek büyük güç oldu.

Hukuki alanda da büyük adımlar atıldı. Türkiye, 7 Ağustos 2024'te Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda açtığı soykırım davasına müdahillik dilekçesi verdi. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Kasım 2024'te Netanyahu hakkında çıkardığı tutuklama kararının ardından, Türk yargısı da harekete geçti. 2025 yılında Türk mahkemeleri; Binyamin Netanyahu, Israel Katz ve Itamar Ben-Gvir hakkında insanlığa karşı suçlar ve soykırım suçlamasıyla tutuklama kararları çıkardı. Nisan 2026'da Global Sumud Filosu saldırısına ilişkin hazırlanan iddianamenin ardından, Adalet Bakanı Akın Gürlek, 21 Ağustos 2026'da bu isimler hakkında Interpol üzerinden Kırmızı Bülten çıkarılmasının resmen talep edildiğini açıkladı.

Suriye Sahasında Değişen Dengeler ve Yeni Cephe

2024 yılında Beşşar Esed rejiminin devrilmesi ve Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin kurulması, bölgedeki dengeleri kökten değiştirdi. Türkiye, Şam yönetimiyle güvenlik ve askeri eğitim alanlarında stratejik iş birlikleri geliştirerek güney sınırlarında güçlü bir savunma hattı inşa etti. Bu durum, Suriye sahasını dilediği gibi kullanmaya alışmış olan İsrail'de panik yarattı. 18 Ağustos 2026'da İsrail savaş uçaklarının Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu el-Duhur askeri hava üssüne düzenlediği saldırı, Tel Aviv'in bölgedeki Türk-Suriye iş birliğinden duyduğu derin endişeyi gözler önüne serdi. Ankara ve Şam ise söz konusu üste ortak bir askeri planlama yapılmadığını kamuoyuna duyurdu.

Kaynak: Haber7

Etiketler: Cumhurbaşkanı yarım ilişki asırlık Erdoğanın mücadelesi tavizsiz Türkiye-İsrail
Bu haberi paylaş: Facebook Twitter
Fatih Mehmet HAN

Fatih Mehmet HAN

Yazar

Tüm yazıları görüntüle

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumlar moderatör onayından sonra yayınlanır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Döviz ve altın

Son alınan satış fiyatları

Çeyrek Altın

CollectAPI

↑ +0,13%

₺11.081,61

Alınma: 25.09 00:05

Güncelleme gecikti

EUR Euro

CollectAPI

↓ -0,01%

₺55,9915

Alınma: 25.09 00:05

Güncelleme gecikti

GBP İngiliz Sterlini

CollectAPI

– 0,00%

₺64,9557

Alınma: 25.09 00:05

Güncelleme gecikti

Gram Altın

CollectAPI

↑ +0,02%

₺6.710,32

Alınma: 25.09 00:05

Güncelleme gecikti

Tam Altın

CollectAPI

↑ +0,13%

₺44.191,73

Alınma: 25.09 00:05

Güncelleme gecikti

USD Amerikan Doları

CollectAPI

– 0,00%

₺48,9349

Alınma: 25.09 00:05

Güncelleme gecikti

Yarım Altın

CollectAPI

↑ +0,13%

₺22.196,91

Alınma: 25.09 00:05

Güncelleme gecikti

Fiyat zamanı: bazı kaynaklar belirtmedi.

Tüm kurları görüntüle