Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türk bayraklı gemilerin seyir güvenliğini sağlamak amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, dünya genelinde “yüksek riskli” olarak sınıflandırılan 14 farklı deniz alanını kamuoyuyla paylaştı. Bakan Uraloğlu tarafından yapılan açıklamaya göre; İsrail, İran, Filistin, Lübnan, Sudan, Suriye, Libya, Yemen, Ukrayna, Somali ve Rusya’nın Karadeniz ve Azak Denizi kıyıları ile limanları, ayrıca Aden Körfezi, Babülmendep ve Hürmüz Boğazı yüksek riskli bölgeler listesinde yer alıyor.
Yüksek riskli bölgelerde hangi güvenlik protokolleri uygulanıyor?
Bakan Abdulkadir Uraloğlu, söz konusu riskli alanlara sefer düzenleyecek olan Türk bayraklı gemilerde, Uluslararası Gemi ve Liman Tesisi Güvenlik (ISPS) kodu çerçevesinde belirlenen en üst kademe olan “Güvenlik Seviyesi-3” protokollerinin devreye alındığını ifade etti. Bu kapsamda gemi personelinin can güvenliğini korumaya yönelik özel düzenlemeler yapıldığını belirten Uraloğlu, personele “çalışmaktan kaçınma ve önlenemez tehlike anında bölgeyi terk etme hakkı” tanındığını vurguladı.
Bakanlığın deniz güvenliği konusundaki temel yaklaşımı nedir?
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, riskli bölgelerde seyir halinde olan Türk bayraklı gemilerin ve gemi insanlarının korunması için mevcut tedbirlerin etkin bir şekilde sürdürülmesini temel politika olarak benimsiyor. Bakan Uraloğlu, değişen küresel risk faktörleri doğrultusunda güvenlik tedbirlerinin sürekli olarak geliştirilmesinin ve güncellenmesinin esas alındığını belirterek, denizcilik operasyonlarında güvenlik süreçlerinin titizlikle takip edildiğini kaydetti.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İsrail, İran, Filistin, Lübnan, Sudan, Suriye, Libya, Yemen, Ukrayna, Somali, Rusya (Karadeniz ve Azak Denizi), Aden Körfezi, Babülmendep ve Hürmüz Boğazı'nı Türk gemileri için yüksek riskli alanlar olarak ilan etti. Bu bölgelerde ISPS kodu kapsamında Güvenlik Seviyesi-3 protokolleri uygulanırken, gemi personeline tehlike anında bölgeyi terk etme hakkı gibi kritik güvenceler sağlandı.
Uluslararası denizcilik güvenliği standartları gereği, gemi işletmecilerinin ve personelin bu bölgelere yönelik güncel güvenlik uyarılarını takip etmesi, ilgili liman başkanlıkları ve Bakanlık birimleriyle koordineli hareket etmesi gerekmektedir. Güvenlik Seviyesi-3, gemi ve liman tesislerinde en yüksek düzeyde koruma önlemlerinin alınmasını gerektiren, olası bir güvenlik olayının gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumları ifade eden yasal bir statüdür.
Çıkarılacak sonuç
Bakanlık tarafından açıklanan bu liste, küresel jeopolitik gerilimlerin denizcilik faaliyetleri üzerindeki doğrudan etkisini ortaya koymaktadır. Özellikle çatışma bölgelerine yakın veya stratejik geçiş noktalarında bulunan deniz alanlarının, Türk bayraklı gemiler için operasyonel risk taşıdığı ve bu durumun devlet nezdinde en üst düzeyde güvenlik protokolleriyle yönetildiği görülmektedir.
Bu süreç, denizcilik sektöründe güvenlik maliyetlerinin ve risk yönetiminin önemini artırmaktadır. Personelin çalışma haklarının korunması ve gemi güvenliğinin yasal güvence altına alınması, denizcilik faaliyetlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik bir adım olarak değerlendirilmektedir.
Muhtemel etkiler
Yüksek riskli olarak tanımlanan bölgelerde faaliyet gösteren lojistik firmaları ve deniz taşımacılığı şirketleri, operasyonel planlamalarını Güvenlik Seviyesi-3 protokollerine göre yeniden düzenlemek durumunda kalabilir. Bu durum, sigorta maliyetlerinde artışa ve sefer rotalarında değişikliklere yol açabilir.
Gemi personeli için tanınan çalışma hakkı ve bölgeyi terk etme imkanı, denizcilik sektöründe çalışanların güvenlik kaygılarını bir nebze olsun azaltabilir. Ancak, bölgedeki gerilimlerin tırmanması durumunda, ticari seferlerin aksaması veya alternatif rotaların tercih edilmesi gibi ekonomik sonuçların ortaya çıkması muhtemeldir.
Kaynak: Milliyet
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!