Kısaca
- UN Women 2026 raporu, 2,9 milyar kadın ve kız çocuğunun yüksek iklim riski altında yaşadığını ve karar mekanizmalarında yetersiz temsil edildiğini gösteriyor.
- Rapora göre, 1 milyar kadın ve kız çocuğu orta düzeyde riskli bölgelerde yaşarken, düşük veya çok düşük riskli bölgelerde yaşayanların oranı yüzde 5,5 ile sınırda kalarak 224,9 milyon kişiyi kapsıyor.
- Rapor, kadınların iklim krizinden çok daha ağır etkilendiğini ancak karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmediğini çarpıcı verilerle gösteriyor.
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ve BM Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (UN DESA) tarafından yayımlanan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği 2026 Durum Raporu, dünya genelinde yaklaşık 2,9 milyar kadın ve kız çocuğunun iklim değişikliği ve jeofiziksel afet riskinin yüksek veya çok yüksek olduğu ülkelerde yaşadığını ortaya koydu. Rapor, kadınların iklim krizinden çok daha ağır etkilendiğini ancak karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmediğini çarpıcı verilerle gösteriyor.
Rapora göre, 1 milyar kadın ve kız çocuğu orta düzeyde riskli bölgelerde yaşarken, düşük veya çok düşük riskli bölgelerde yaşayanların oranı yüzde 5,5 ile sınırda kalarak 224,9 milyon kişiyi kapsıyor. Artan sıcaklıkların özellikle yaşlı kadınlar için hayati bir tehdit oluşturduğu belirtilirken, Avrupa'da 2022 yazındaki sıcak hava dalgalarında hayatını kaybeden yaşlı kadınların oranının dikkat çekici derecede yüksek olduğu vurgulanıyor. Karar alma süreçlerinde ise kadın temsili yavaş ilerliyor; COP14'te yüzde 31 olan kadın delege oranı COP30'da yüzde 40'a yükselirken, 2026 itibarıyla dünyadaki çevre bakanlarının sadece yüzde 27'sini, enerji, doğal kaynaklar, yakıt ve madencilik bakanlarının ise yalnızca yüzde 12'sini kadınlar oluşturuyor.
Karar Mekanizmalarında Kadın Temsili
Sosyal İklim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gaye Tuğrulöz, iklim krizinin adaletsiz etkilerine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "İklim krizi herkesi aynı şekilde etkilemiyor. Kadınlar ve kız çocukları bu krizden çok daha ağır etkileniyor. Ama asıl gördüğümüz şu: krizden en çok etkilenenlerle, çözüm için karar alma yetkisi olanlar aynı kişiler değil. Bunu Katılımdan Güce projemizde defalarca gördük; genç kadınlar bir araya geldiğinde, yaşadıkları sorunları kısa sürede somut politika önerilerine dönüştürüyor ve bu önerileri yerel yönetimlerle doğrudan masaya yatırıyorlar. Demek ki sorun kadınların çözüm üretememesi değil, ürettikleri çözümlerin karar mekanizmalarına hiç taşınmaması. Sosyal İklim Derneği olarak bunu bir eksiklik değil, çözülmesi gereken bir adalet meselesi olarak görüyoruz. Kadınlar iklim politikalarının konusu değil, kurucusu olmalı."
Milliyet gazetesi, küresel medya birliği Media Compact üyesi olarak UN Women işbirliğiyle iklim krizinin çok boyutlu etkilerini ele alan yazı dizisini sürdürüyor. Bu yazı dizisi, 9-20 Kasım tarihlerinde Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'na (COP31) kadar devam edecek. Avrupa Birliği'nin finansal desteğiyle UN Women tarafından yürütülen Katılımdan Güce projesi de genç kadınların demokratik karar alma süreçlerine katılımını güçlendirmeyi hedefliyor.
Genç Kadınların İklim Mücadelesindeki Rolü
Proje kapsamında Türkiye'yi ziyaret eden COP31 Başkanlığı Gençlik İklim Şampiyonu Sally Higgins, BM Kadın Birimi Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond ile bir araya geldi. Avustralya'nın Queensland eyaletindeki küçük Allora kasabasında çiftçilik yapan Higgins, kendi bölgesindeki gözlemlerini şu sözlerle aktardı: "Doğal afetlerde, yaşadığım yerdeki kadınların her şeyi bir arada tuttuğunu gördüm. Toparlanmamızda ve yeniden inşa sürecinde kritik bir rol üstleniyorlar. Bu, pek çok yer için geçerli. Genç kadınlar masada kendilerine yer açılmasını beklemiyor, bu işi zaten yapıyorlar ve kararların alındığı yerlerde olmaları gerekiyor. Sadece doğru olan bu olduğu için değil, daha iyi politikalar ve daha güçlü toplumsal sonuçlar getireceği için."
Kaynak: Milliyet
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!