Almanya'da AfD Depremi: Saksonya-Anhalt Başarısı ve Partinin Radikal Değişim Planları
AfD'nin Saksonya-Anhalt'taki tarihi zaferi, Almanya'da köklü bir siyasi dönüşüm tartışmasını başlattı. İşte partinin dış politika, göç ve ekonomi planları.
Almanya'da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde elde ettiği tarihi başarı, ülkenin siyasi geleceğine dair tartışmaları alevlendirdi. Partinin ilk kez bir eyalet hükümetine liderlik edip edemeyeceği sorusu gündemi meşgul ederken, AfD'nin federal düzeyde nasıl bir rol üstleneceği de mercek altına alınıyor. AfD'nin Saksonya-Anhalt eyalet başbakanı adayı Ulrich Siegmund, "Tam olarak hedeflediğimiz başarıya ulaştık ve bu eyalette adeta tarih yazdık" sözleriyle zaferi kutlarken, Parti Eş Başkanı Alice Weidel ise bu sonucun kendilerine net bir hükümet kurma yetkisi verdiğini savundu.
Rusya ile İlişkiler ve Dış Politikada Radikal Dönüşüm
AfD'nin 2025 Federal Seçim Programı, dış politikada tamamen "Alman çıkarlarını" merkeze alan pragmatik bir yaklaşımı savunuyor. Belgede, küresel sistemin çok kutuplu bir yapıya evrildiği belirtilirken, Almanya'nın yabancı güçlerin güdümünden kurtulması ve egemenliğini kararlılıkla savunması gerektiği vurgulanıyor. Partinin en dikkat çeken vaatlerinden biri de Rusya ile ilişkilerin normalleştirilmesi. Rusya'yı onlarca yıl boyunca güvenilir ve ucuz bir enerji tedarikçisi olarak gören AfD, Moskova'ya yönelik ekonomik yaptırımların derhal kaldırılmasını ve sabote edilen Kuzey Akım doğal gaz boru hatlarının onarılmasını talep ediyor. Parti Eş Başkanı Alice Weidel, "Rusya'dan gelen ucuz enerji, Alman sanayisinin başarısının temel sırrıydı" diyerek bu kaynağa yeniden ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
Diğer yandan parti, Ukrayna'nın gelecekte NATO ve AB dışında, tamamen tarafsız bir devlet statüsünde kalması gerektiğini savunuyor. Ukrayna'ya yönelik silah yardımlarına şiddetle karşı çıkan Eş Başkan Tino Chrupalla ise "Ukrayna savaşı bizim savaşımız değil, silah sevkiyatları Almanya'nın çıkarlarına hizmet etmiyor" açıklamasında bulunarak yardımların kesilmesi çağrısını yinelemişti.
Avrupa Birliği Eleştirisi ve "Avrupa Ulusları Birliği" Modeli
Brüksel'in mevcut yapısını sert bir dille eleştiren AfD, AB'nin antidemokratik, aşırı merkezci ve planlı bir ekonomi modeline kaydığını iddia ediyor. Mevcut Avrupa Birliği yapısının tamamen tasfiye edilmesini isteyen parti, bunun yerine egemen devletlerin bağımsızlığını koruduğu "Avrupa Ulusları Birliği" adında yeni bir ekonomik ortaklık kurulmasını öneriyor. Bu yeni modelde ortak pazarın korunması, dış sınırların yasa dışı göçe karşı sıkı bir şekilde savunulması ve stratejik askeri özerklik hedefleniyor.
AfD ayrıca, bağımsız bir Avrupa savunma ittifakı kurulana dek Almanya'nın NATO üyeliğini ve AGİT'teki rolünü geçici olarak destekliyor. Ancak ABD'nin uzun menzilli füzelerinin Almanya topraklarına yerleştirilmesine kesin bir dille karşı çıkıyor. Finansal egemenlik konusunda da radikal adımlar öneren parti, Almanya'nın avro bölgesinden çıkmasını ve Schengen sistemine son verilerek sınır kontrollerinin yeniden başlatılmasını savunuyor. Alice Weidel, 23 Ağustos 2026 tarihinde ZDF'ye verdiği mülakatta, ulusal para birimine geri dönülmesinin ve sınırların tamamen kapatılmasının gerekliliğini vurgulamıştı.
Göçmen Politikalarında "Geri Göç" ve İslam Karşıtı Çizgi
AfD'nin iç politika vizyonunun merkezinde "geri göç" (Remigration) olarak adlandırılan ve ülkede kalma hakkı bulunmayan yabancıların hızla sınır dışı edilmesini öngören program yer alıyor. Gönüllü geri dönüşlerin teşvik edilmesini ve koruma statüsü sona erenlerin oturum izinlerinin iptal edilmesini isteyen parti, oldukça sert tedbirler vadediyor. Weidel, 23 Ağustos 2026'daki açıklamasında, Almanya'da yaşayan yaklaşık 1,3 milyon Suriyeli sığınmacının tamamının ülkelerine geri gönderileceğini iddia etmişti. Federal Siyasi Eğitim Merkezi ise bu tür radikal açıklamaların resmi parti programında doğrudan yer almadığını ancak bazı parti yöneticileri tarafından sıklıkla dile getirildiğini aktarıyor.
Siyasal İslam'ı Almanya'nın Hristiyan-Batı kültürü için en büyük tehlike olarak nitelendiren AfD, cami yapımının sınırlandırılmasını, İslami kuruluşların dış ülkelerden fonlanmasının önlenmesini, minare ve ezan yasaklarını savunuyor. Ayrıca kamusal alanda burka ve peçe kullanımına, okullarda ise başörtüsüne tamamen karşı çıkıyor ve devlet okullarında İslam dersi verilmesini reddediyor.
Ekonomide Serbest Piyasa ve Enerjide Nükleer Dönem
Ekonomik alanda devlet müdahalesinin asgari düzeye indirilmesini savunan AfD, gelir ve kurumlar vergisinin düşürülmesini, dayanışma vergisinin ise tamamen kaldırılmasını talep ediyor. Sanayinin rekabet gücünü korumak adına enerji maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen parti, kapatılan nükleer santrallerin yeniden işletime alınmasını, kömür santrallerinin kullanım süresinin uzatılmasını ve karbon emisyon vergilerinin sıfırlanmasını istiyor. İklim politikalarını da hedef alan AfD, Almanya'nın Paris İklim Anlaşması'ndan derhal çekilmesi gerektiğini savunuyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!