Atina'da "Türkiye" Alarmı: Yunanistan'ı Uykusuz Bırakan 5 Kritik Gelişme
Yunan basını, Türkiye'nin Mavi Vatan doktrini ve savunma sanayisindeki önlenemez yükselişi karşisinde Atina yönetiminin içine düştüğü derin endişeyi yazdı.
Yunanistan'ın en etkili yayın organlarından Kathimerini gazetesi, Atina yönetiminin Türkiye'nin bölgesel askeri gücü ve aktif dış politika hamleleri karşısında adeta kırmızı alarma geçtiğini yazdı. Habere göre Yunan hükümeti, Ankara ile ilişkilerde 2027 yılına kadar uzanacak oldukça hassas bir sürece girildiği inancıyla mercek altına alınması gereken beş temel kriz başlığı belirledi. Atina'nın ilk ve en büyük endişe kaynağı, Doğu Akdeniz'de hayata geçirilmesi planlanan Büyük Deniz Enterkonnekte (GSI) projesi kapsamındaki kablo döşeme faaliyetleri olarak öne çıkıyor. Eylül ayında başlatılması öngörülen sismik araştırmalar öncesinde Yunanistan, Türk Deniz Kuvvetleri'nin bölgedeki kararlı ve tavizsiz duruşundan ciddi şekilde çekiniyor.

Atina'nın bölgedeki çaresizliğini açıkça ortaya koyan gazete, endişelerini şu cümlelerle aktardı: "Eylül ayında araştırma gemisinin kiralanmasıyla birlikte, Türk donanmasının 2024'te Girit ve Kaşot adaları doğusunda sergilediği tavrı tekrarlayıp tekrarlamayacağı büyük bir endişe konusu."
Mavi Vatan Doktrini ve Ege'de Siyasi İstikrarsızlık Kaygısı
Yunanistan'ın uykularını kaçıran ikinci büyük kriz başlığı ise Türkiye'nin denizlerdeki egemenlik haklarının ve sınırlarının teminatı olan Mavi Vatan doktrini. Habere göre Atina, Mavi Vatan yasa tasarısının sonbahar döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunulma ihtimalini çok yakından takip ediyor. Kendi içinde olası bir siyasi belirsizlik ve erken seçim dalgasıyla sarsılmaktan korkan Yunanistan'da, bu gelişmenin diplomatik dengeleri tamamen altüst edeceği düşünülüyor. Kathimerini gazetesinde yer alan analizde durumun ciddiyeti şu şekilde vurgulandı: "Türkiye'nin Mavi Vatan tasarısını meclise getirmesi, Yunanistan'ın çoklu seçim süreçleriyle boğuştuğu bir dönemde ikili ilişkilerin otomatikman kötüleşmesine yol açacaktır."
F-35 Programı ve Türk Savunma Sanayisinin Önlenemez Yükselişi
Yunan basını tarafından kaleme alınan analizde en dikkat çekici noktalardan biri de Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı F-35 programına olası geri dönüş süreci oldu. Atina'nın bu kritik askeri denklem üzerinde hiçbir yaptırım veya kontrol gücü olmadığını itiraf eden gazete, ABD'de yaklaşan başkanlık seçimlerini ve Donald Trump'ın yeniden göreve gelme ihtimalini endişeyle değerlendirdi. Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a duyduğu saygı ve Türk savunma sanayisine yönelik geçmişteki övgü dolu sözleri hatırlatılırken, Yunan hükümetinin bu uyarıları hafife almaması gerektiği kaydedildi. Gazete, Atina'nın bu konudaki diplomatik yetersizliğini şu ifadelerle özetledi: "Tıpkı 2007'de Türkiye'nin programa girişinde olduğu gibi, bugün de Türkiye F-35'lere dönerse Yunanistan hiçbir şeyi, ne ABD'nin kararlarını ne de Washington ile Ankara arasındaki müzakereleri kontrol edemeyecektir."
Bununla birlikte, Türk savunma sanayisinin yerli ve milli imkanlarla ulaştığı küresel başarılar Atina'da adeta deprem etkisi yaratıyor. Batılı ülkelerin Ankara ile olan savunma işbirliklerini artırması Yunanistan'ı köşeye sıkıştırmış durumda. İspanya ve İtalya'nın Türkiye ile kurduğu derin bağlar, Almanya'nın savunma sanayisi ambargolarını kaldırması ve İngiltere ile yapılan stratejik askeri anlaşmalar Atina'nın en büyük kabusu haline geldi. Hatta Yunanistan'ın en büyük destekçilerinden biri olarak görülen Fransa'nın bile Türkiye ile yakınlaşması paniği körüklüyor. Baykar ile Fransız SAFRAN firması arasındaki işbirliği ve Bayraktar TB2'nin dünya pazarındaki ezici başarısı hazımsızlıkla karşılanırken, İtalyan-Fransız ortak yapımı SAMP/T hava savunma sistemi konusunda Türkiye'ye kapıların açılması Atina için diplomatik bir başarısızlık olarak yorumlanıyor.
Kıbrıs ve AB Masasında Türkiye'nin Diplomatik Üstünlüğü
Yunanistan'ın beşinci kriz başlığı ise Kıbrıs meselesi ve Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü stratejik müzakereler oldu. Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde yıl sonuna kadar yapılması planlanan görüşmelerden ziyade, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin güncellenmesi gibi kritik konularda AB ile doğrudan masaya oturması Atina'yı fazlasıyla huzursuz ediyor. Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'da yaşanan bölgesel krizlerin gölgesinde Türkiye'nin vazgeçilmez bir küresel aktör ve stratejik bir ortak olarak öne çıkması, Yunanistan'ın son on yılda izlediği dış politikanın iflası olarak değerlendirildi. Kathimerini, Atina'nın içine düştüğü bu büyük stratejik çıkmazı şu sözlerle itiraf ederek haberi noktaladı: "Türkiye'nin Türk-Yunan ilişkilerinden tamamen bağımsız olarak elde ettiği bu tartışmasız diplomatik yükseliş, Atina'yı son on yılda verdiği refleksif kararların etkinliğini sorgulamak zorunda bırakıyor."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!