Bakan Murat Kurum'dan Küresel İklim Diplomasisi: Türkiye'nin COP31 Yol Haritası Şekilleniyor
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesi yürüttüğü 36 kritik temasla küresel iklim diplomasisine yön veriyor.
Türkiye, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede tarihi bir sorumluluk üstlenerek Birleşmiş Milletler bünyesindeki en prestijli organizasyonlardan biri olan COP31'in ev sahipliğine hazırlanıyor. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum liderliğinde yürütülen yoğun diplomasi trafiği, zirve öncesinde Türkiye'nin vizyonunu tüm dünyaya ilan ediyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen 36 uluslararası temasla, ülkelerin iklim taahhütlerini somut ve ölçülebilir adımlara dönüştürmesini sağlayacak bir "uygulama COP'u" inşa edilmesi hedefleniyor.
Geçtiğimiz yıl Brezilya'da düzenlenen COP30 müzakerelerinde yürütülen başarılı lobi faaliyetleri sonucunda, 196 ülkenin ortak mutabakatıyla COP31'in ev sahipliği ve başkanlığı Türkiye'ye verilmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararıyla COP31 Başkanlığı görevini üstlenen Bakan Kurum, bu büyük organizasyonu 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'daki EXPO alanında gerçekleştirmek için hazırlıkları son sürat sürdürüyor. Bu süreçte Bakan Kurum; 14 uluslararası zirve ve forum, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında 10 teknik etkinlik ve 12 özel ikili görüşme gerçekleştirerek toplamda 36 üst düzey temas kurdu.
Berlin ve Kopenhag Duraklarında Kararlı Adımlar
Türkiye'nin ev sahibi ülke sıfatıyla yürüttüğü diplomasinin ilk önemli halkalarından biri, 21 Nisan'da Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen 17. Petersberg İklim Diyaloğu oldu. Bakan Kurum, Berlin'deki temaslarında küresel aktörlere seslenerek, iklim krizine karşı verilen taahhütlerin kağıt üzerinde kalmaması ve ivedilikle uygulamaya geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Diplomasi trafiğinin bir diğer kritik durağı ise 20 Mayıs'ta Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da gerçekleştirilen Bakanlar İstişareleri Toplantısı oldu. Kurum burada, COP31 sürecindeki müzakereleri Türkiye ile birlikte yürütecek olan Avustralya'nın İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ile bir araya gelerek ortak stratejileri ele aldı. Ayrıca Danimarka İklim, Enerji ve Kamu Hizmetleri Bakanı Lars Aagaard, Avrupa Çevre Ajansı İcra Direktörü Leena Ylä-Mononen ve BM Genel Sekreteri Özel Danışmanı Selwin Hart gibi küresel iklim politikasının yönlendiricileriyle kritik görüşmeler gerçekleştirdi.
Türkiye'nin COP31 Vizyonu Bonn'da Küresel Kamuoyuna Sunuldu
8 Haziran'da Almanya'da gerçekleştirilen Bonn İklim Değişikliği Konferansı, Türkiye'nin liderlik vizyonunun en somut şekilde sergilendiği platform oldu. Bakan Kurum, burada Türkiye'nin COP31 Başkanlığı dönemindeki yol haritasını çizen "COP31 Eylem Gündemi"ni tüm dünyaya ilan etti. Bu stratejik belgenin zirveden aylar önce açıklanması, Türkiye'nin sürece ne kadar profesyonel ve hazırlıklı yaklaştığının bir göstergesi olarak uluslararası delegasyonlardan tam not aldı. Bonn'da ortaya konan "söylemden eyleme geçiş" felsefesi, Antalya'ya giden yolda küresel mutabakatın temel taşını oluşturdu.
Antalya Zirvesi Öncesi Yoğun Diplomasi Trafiği Sürecek
Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı tarihi zirveye kadar diplomasi trafiğinin ivme kaybedilmeden artırılması hedefleniyor. Bu doğrultuda, üçüncü COP Başkan Adayı mektubunun yayımlanmasının yanı sıra Baku İklim Haftası, İstanbul Finans Zirvesi ve Trabzon Okyanus Konferansı gibi ulusal ve uluslararası etkinliklerde Türkiye'nin COP31 hedefleri anlatılacak. Eylül ayında düzenlenecek BM Genel Kurulu Yüksek Düzeyli Haftası ve New York İklim Haftası da bu sürecin en kritik virajları olacak. Antalya öncesindeki son büyük prova niteliğindeki Pre-COP ise 5-8 Ekim tarihlerinde Fiji'de gerçekleştirilecek.
Sıfır Atıktan Yeşil Sanayiye: 10 Öncelikli Alan ve 2035 Hedefleri
Türkiye'nin COP31 Başkanlığı kapsamında hazırladığı kapsamlı Eylem Gündemi, gezegenin geleceğini kurtaracak 10 stratejik öncelik alanından oluşuyor. Bu başlıklar; Sıfır Atık, Temiz Enerji Dönüşümü ve Elektrifikasyon, Gıda Güvenliği, İklim Uygulama Köprüsü, Okyanuslar ve Denizler, İklim Dirençli Şehirler, Gençlik ve Eğitim, Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri, Rio Sinerjisi ve Yeşil Sanayileşme olarak belirlendi.
Bu vizyon doğrultusunda belirlenen somut 2035 hedefleri ise dikkat çekiyor:
- Küresel elektrifikasyon oranının 2035 yılına kadar yüzde 35 seviyesine çıkarılması,
- Küresel ölçekte atık üretimindeki artış hızının yarı yarıya azaltılması,
- Bina sektöründeki enerji kullanım yoğunluğunun en az yüzde 25 oranında düşürülmesi,
- Üretim ve imalat sanayisinde döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15'e yükseltilmesi,
- Ülkelerin Ulusal Katkı Beyanlarını hızlandıracak ve yatırım projelerini fonlayacak "İklim Uygulama Köprüsü Mekanizması"nın 2035'e kadar küresel düzeyde yaygınlaştırılması.
Türkiye, Antalya'da 190'ı aşkın ülkeden binlerce delegeyi ağırlayarak sadece bir ev sahibi değil, aynı zamanda küresel iklim krizine karşı somut çözümler üreten oyun kurucu bir aktör olarak dünya sahnesindeki yerini sağlamlaştırıyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!