LGS Tercihinde Sadece Puana Bakarak Karar Vermeyin: Uzmanlardan Hayati Uyarılar
MEB'in LGS sonuçlarını açıklamasının ardından başlayan tercih sürecinde uzmanlar, sadece okul puanına odaklanmanın yaratacağı olumsuzluklara karşı uyardı.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav sonuçlarının ilan edilmesiyle birlikte, öğrenciler ve veliler için heyecan dolu tercih dönemi başladı. 27 Temmuz tarihine kadar devam edecek olan bu kritik süreçte, eğitim uzmanları ve psikolojik danışmanlar önemli uyarılarda bulunuyor. Uzmanlar, tercih listeleri hazırlanırken yalnızca okulların taban puanlarına odaklanılmaması gerektiğini, öğrencilerin ilgi alanları, yetenekleri ve kişisel gelişim ihtiyaçlarının da mutlaka göz önünde bulundurulmasını tavsiye ediyor.
Sınav Sonucu Çocuğun Değerini Belirlemez
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa (İÜC) Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Metin Kocatürk, ailelerin sınav sonuçlarını çocuklarının kişisel değeriyle eşleştirmemesi gerektiğinin altını çizdi. Velilerin eleştirel, kıyaslayıcı veya hayal kırıklığı barındıran ifadelerden kaçınmasının önemine değinen Kocatürk; lise seçiminde sadece akademik başarı sıralamasının değil, öğrencinin hangi dersleri sevdiği, nasıl bir öğrenme ortamında rahat ettiği ve sosyal gereksinimlerinin de analiz edilmesi gerektiğini vurguladı.
Doç. Dr. Kocatürk, tercih yaparken okulların akademik programları, yabancı dil olanakları, ulaşım şartları ve sosyal aktivitelerinin çocukla birlikte incelenmesi gerektiğini belirterek, "Tercih sürecinde okul psikolojik danışmanlarının görüşlerinden yararlanılması, öğrencinin güçlü yönlerini daha gerçekçi görmesini sağlar. Bir öğrencinin geleceğini yalnızca okulun adı değil; çalışma disiplini, sosyal ilişkileri ve karşısına çıkan fırsatları nasıl değerlendirdiği belirler. Aileler, farklı okullarda da mutlu ve başarılı olunabileceğini somut örneklerle anlatmalıdır. Tercih listesi oluşturulurken öğrenciye seçenekler sunulması ve karar sürecine dahil edilmesi, kaygıyı azaltarak kontrol duygusunu artırır" dedi.
Puan Odaklı Değil, Gelişim Odaklı Tercih Yapılmalı
Eğitim uzmanı Banu Yapıcı da benzer şekilde sınav puanının bir öğrencinin zekasını, yeteneğini veya gelecekteki başarısını kesin olarak göstermediğini, sadece belirli bir gündeki akademik performansı yansıttığını hatırlattı. Ailelerin "Daha çok çalışsaydın böyle olmazdı" gibi suçlayıcı yaklaşımlar yerine, "Sonucun ne olursa olsun yanındayız ve senin için en doğru yolu birlikte belirleyeceğiz" şeklinde destekleyici bir tutum sergilemesi gerektiğini ifade etti.
Milli Eğitim Bakanlığının tercih bilgilendirme kılavuzunda da öğrencinin akademik durumu, ilgi alanları ve gelecek beklentilerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğinin vurgulandığını belirten Yapıcı, tercih yaparken şu soruların sorulmasını önerdi: "Öğrenci neyi yapmaktan hoşlanıyor? Fen bilimleri, teknoloji, yabancı dil, sanat veya spor gibi hangi alanlara merak duyuyor? Hangi ortamda daha iyi gelişiyor?" Yapıcı, 14 yaşındaki bir çocuğun mesleki tercihlerinin zamanla değişebileceğini, bu nedenle tek bir mesleğe odaklanmak yerine zengin gelişim imkanları sunan okulların tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, yüksek beklentilerin çocuklarda mükemmeliyetçilik baskısı ve yetersizlik hissi yaratabileceğine değinen Yapıcı, kararların veliler tarafından değil, öğrencinin katılımıyla verilmesi gerektiğini belirtti.
Geleceğin Değişen Dünyasına ve Mesleklerine Hazırlık
Eğitim ve pedagoji danışmanı Gülcan Öncel ise her çocuğun öğrenme ve motivasyon yapısının farklı olduğunu hatırlatarak, bazı öğrencilerin rekabetçi ortamlarda, bazılarının ise daha sakin ve destekleyici yapılarda başarılı olabileceğini kaydetti. Lise döneminin sadece akademik bir evre olmadığını, aynı zamanda kimlik gelişimi ve sosyal ilişkilerin inşa edildiği kritik bir süreç olduğunu vurgulayan Öncel, çocukların geleceğe hazırlanırken esnek beceriler kazanması gerektiğine dikkat çekti.
Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde popüler mesleklerin sürekli dönüştüğünü belirten uzmanlar, çocukları sadece tek bir mesleğe yönlendirmek yerine, problem çözebilen, merak eden ve öğrenmeyi öğrenen bireyler olarak yetiştirmenin önemine değiniyor. Ailelerin tercih yaparken geçmiş yılların puanlarını aşılması imkansız duvarlar olarak görmemesi, okulları bizzat ziyaret ederek, rehberlik servisleriyle görüşerek gerçekçi veriler üzerinden liste oluşturması öneriliyor. Son olarak, tercih sürecinde çocukta uzun süreli içe kapanma, uyku bozukluğu veya yoğun değersizlik hissi gibi belirtiler gözlemlenmesi durumunda mutlaka profesyonel psikolojik destek alınması gerektiği uyarısı yapılıyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!