Somali'de Seçim Sistemi Değişikliği: Doğrudan Oy Kullanımına Geçiş
Somali, dolaylı seçim sistemini terk ederek doğrudan demokrasiye geçiş yapıyor. Bu, ülke için tarihi bir adım olarak değerlendiriliyor.
Somali, yaklaşık 20,3 milyonluk nüfusuyla Doğu Afrika'nın önemli ülkelerinden biri olarak siyasi reform sürecine adım atıyor. Ülkenin yönetim modeli federal parlamenter cumhuriyet olarak şekillenirken, idari yapı Puntland, Jubaland, Güneybatı, Galmudug, Hirshabelle ve yeni oluşturulan Kuzeybatı eyaletlerinin yanı sıra, tek taraflı bağımsızlık ilan eden Somaliland'den oluşuyor. Uzun süredir uygulanan dolaylı ve kabile temelli "4,5 sistemi"nden, "bir kişi, bir oy" prensibine dayanan doğrudan seçim modeline geçiş, Somali tarihinde tarihi bir adım olarak değerlendiriliyor.
Kabile Temelli Yönetimden Doğrudan Demokrasiye
Somali, 1991 yılında başlayan iç savaş sonrası, yıllar boyunca "4,5 sistemi" adı verilen kabile temelli bir temsil modelini benimsedi. Bu sistemde, Somali’nin dört büyük aşireti olan Hawiye, Darod, Dir ve Digil-Mirifle tam birer paya sahipken, diğer azınlık aşiretleri ve gruplar yarım pay ile temsil ediliyordu. Bu modelde, vatandaşlar doğrudan oy kullanamıyor; milletvekilleri kabile delegeleri tarafından seçiliyor ve cumhurbaşkanı bu milletvekilleri tarafından belirleniyordu. Ancak, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud liderliğindeki yönetim, doğrudan halk oyuna dayalı "tek kişi tek oy" sistemine geçişi savunarak, Somali’de devletleşme sürecinin tamamlanması ve demokratikleşmenin güçlendirilmesi için önemli bir adım olarak görüyor.
Tarihsel Süreç ve Dış Müdahaleler
Somali’de en son doğrudan seçimler 1969 yılında yapılmıştı. Bu yılın sonunda gerçekleştirilen askeri darbeden sonra, ülkede doğrudan seçimlere uzun süre ara verildi. 1991 yılında Siad Barre rejiminin devrilmesinin ardından ülkenin içine girdiği kaosta, 1992-1995 yılları arasında ABD askeri müdahaleleri de etkili sonuçlar vermedi. 2001 yılında, Somali elitleri Cibuti'de toplanarak, 4.5 kabile sistemli bir modelle seçilen milletvekilleri tarafından Abdulkasim Salad Hasan cumhurbaşkanlığına getirildi. Ancak bu yönetim, başkent Mogadişu’da etkili bir otorite kuramadı ve güç mücadeleleri devam etti.

Federal Yönetim ve Eş-Şebab Baskısı
Bölgesel müdahaleler sürerken, 2004 yılında Kenya'da gerçekleşen bir toplantıda, Puntland bölgesi lideri Abdullahi Yusuf, cumhurbaşkanlığına seçildi ve federal sistem kabul edildi. Yusuf, Etiyopya'nın desteğine rağmen hükümetini istikrara kavuşturmakta zorlandı ve kabile rekabetlerinin yanı sıra Eş-Şebab baskısının artmasıyla görevinden istifa etti. Cibuti'de yapılan toplantılarda, Etiyopya'nın doğrudan nüfuzundan uzaklaşılarak, yerel gerçeklere daha uygun bir karar alındı ve Şeyh Şerif Ahmed, 2009 yılında yeni cumhurbaşkanı olarak atandı. Aynı yıl, Etiyopya birlikleri başkenti terk ederken, Afrika Birliği'nin AMISOM gücü devreye girdi.
Doğrudan Seçim Sürecinin Başlangıcı
Hasan Şeyh Mahmud’un cumhurbaşkanlığı döneminde gündeme gelen doğrudan seçim sistemi, ikinci kez cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından önemli bir vaat olarak öne çıktı. Mahmud'un girişimleriyle, halkın doğrudan oy kullanarak milletvekili seçtiği süreç başladı. Aralık 2025'te, başkent Mogadişu'nun da bulunduğu Benadir bölgesinde 57 yıl sonra doğrudan seçim modelini uygulandı. Ardından, 10 Mayıs tarihinde Güneybatı eyaletinde milletvekili seçimleri gerçekleştirildi. Böylece, "1 kişi 1 oy" seçim sistemi hayata geçirilmeye başlandı. Somali Federal Meclisi'nde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağı bir model uygulanması hedefleniyor. Güneybatı eyaletindeki milletvekilleri, düzenlenen oturumda 5 yıllık bir görev için eyalet başkanını da belirledi.
Somali’nin Demokratikleşme Süreci
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ve Somali Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur, bu gelişmeyi "Somali'nin demokratikleşme süreci açısından tarihi bir adım" olarak nitelendirdi. Güneybatı eyaleti, başkent dışında doğrudan seçimlerin uygulandığı ilk bölge olarak kayıtlara geçti. Bu adımlarla Somali, demokratikleşme yolunda önemli bir mesafe kat etmiş durumda.
Siyasi Partilerin ve Sivil Toplumun Rolü
Somali’de siyasi partiler ilk olarak 1947 yılında, İngiliz yönetimi altında ortaya çıktı; ancak 1969'daki darbe ve 1991'de başlayan iç savaş partilerin gelişimini engelledi. 2012 yılından sonra siyasi partilerin kaydı, kuruluş ve faaliyetleri yeniden hareketlenirken, kayıtlı parti sayısı 100'ü aşmış durumda. Partilerin güçlenmesi, "kabile federasyonu" olan mevcut sistemin gerçek bir "ulusal devlet" mekanizmasına evrilmesi yönünde önemli bir araç olarak görülüyor. Kabile sadakatinden vatandaşlık esasına geçebilmek, kabile aidiyeti üzerinden yapılan siyaseti ülkenin ekonomi, güvenlik, eğitim ve sağlık alanı gibi ihtiyaçları açısından hizmet önceliğine dönüştüreceği için Somali için yaşamsal önemde.
Seçim Sistemine Yönelik Tehditler
Federal hükümet, ülke genelinde halkın doğrudan oy kullanacağı seçim sistemini hedeflese de güvenlik sorunları, altyapı eksiklikleri ve federal eyaletlerle yaşanan siyasi anlaşmazlıklar sürecin önündeki temel engeller arasında gösteriliyor. Somali'nin bazı bölgelerinde etkinliğini sürdüren Eş-Şebab, Somali güvenlik güçleriyle çatışmaları sürdürürken, kuzeydeki Puntland ve güneydeki Jubaland yönetimleri doğrudan seçimlere karşı çıkıyor. Söz konusu eyaletler, merkezi devlete bağlı olsalar da merkezden aldıkları bütçe dışında kendi seçimlerini uygulayarak ülke bütünlüğüne aykırı hareket ediyor.
Ülke genelinde ulaşım problemleri, elektrik altyapısının yetersizliği gibi etmenler de seçimleri olumsuz etkiliyor. Başkentte beraberlerinde gelen silahlı unsurların güvenlik güçleriyle çatıştığı eski Cumhurbaşkanı Şeyh Şerif Ahmed ve eski Başbakan Hasan Ali Hayri gibi bazı muhalif liderler, "tek kişi, tek oy" uygulamasının ülkenin mevcut siyasi ve güvenlik durumu nedeniyle yapılamayacağını savunuyor.
Sonuç ve Gelecek Perspektifi
Somali, yılların ardından doğrudan demokrasiye doğru önemli adımlar atıyor. "Bir kişi, bir oy" sistemi ile Somali halkı, demokratik bir yapıya geçiş için umut verici bir yolda ilerliyor. Ancak seçime yönelik güvenlik tehditleri ve altyapı eksiklikleri gibi sorunlar çözülmedikçe, bu sürecin başarıya ulaşması zor olabilir. Yine de, Somali’nin bu reformları gerçekleştirme kararlılığı, ulusal birliğe katkı sağlayacak ve ülkede istikrarı artıracak bir potansiyel taşıyor. Gelecek yıllarda bu süreçlerin tamamlanmasıyla, Somali'nin demokratik yapısı daha da güçlenecek ve uluslararası arenada daha fazla saygı görecek bir ülke haline gelmesi bekleniyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!