Yargıtay'dan Düğün Takıları İçin Emsal Karar: Takı Paylaşımında Yeni Dönem Başladı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, düğün takılarının paylaşımına ilişkin ezber bozan bir karara imza attı. Yeni içtihatla "kime takıldıysa onun" dönemi başlıyor.
Boşanma davalarında uzun yıllardır süregelen ve en büyük tartışma konularından biri olan düğün takılarının paylaşımı konusunda Yargıtay’dan devrim niteliğinde bir karar geldi. Eren Koca'nın haberine göre, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, daha önce düğün takılarının tamamının geline ait olduğu yönündeki genel uygulamayı değiştirerek ezber bozan bir içtihada imza attı. "Gelenek değişti, içtihat da değişti" vurgusu yapan yüksek mahkeme, artık takıların kime takıldıysa ona ait sayılacağını hükme bağladı. Ancak mahkemelerin bir süredir eski uygulamaya göre karar vermeye devam etmesi üzerine Yargıtay, konuya netlik getiren yeni bir bozma kararı açıkladı.
Yargıtay’ın İçtihat Değişikliğine Yol Açan Boşanma Davası
Bu tarihi kararın fitilini ateşleyen olay, bir boşanma davasında yaşanan uyuşmazlık oldu. Davacı kadın, düğün sırasında damada takılan 6 adet çeyrek altının da kendisine ait olduğunu öne sürerek aile mahkemesinden talepte bulundu. Mahkeme, kadının bu talebini yerinde bularak takıların kadına verilmesine hükmetti. Damat tarafının avukatının itirazı üzerine dosya istinaf mahkemesine taşındı. İstinaf mahkemesi de kadına özgü olmayan ve erkeğe takılan ziynetlerin kadına ait olduğu yönündeki kararı onadı. Ancak pes etmeyen davalı taraf, konuyu Yargıtay'a taşıdı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, emsal teşkil edecek bozma kararıyla birlikte düğün takılarında yeni dönemin kurallarını ilan etti.
Yeni Kural Netleşti: Kime Takıldıysa Onun Olacak
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eski kararlarında aksine bir anlaşma ya da yerel örf adet bulunmadığı müddetçe, düğünde kime ne takılırsa takılsın (ziynet eşyası, altın, döviz, TL vb.) tüm takıların kadına ait sayıldığını anımsattı. Toplumsal dinamiklerin ve geleneklerin zamanla değiştiğine dikkat çeken daire, yeni ilkesel görüşünü şu şekilde açıkladı: Taraflar arasında takıların paylaşımına dair bir sözleşme varsa öncelikle bu anlaşma esas alınacak. Anlaşma yoksa yöresel örf ve adetlerin varlığı araştırılacak. Eğer bu iki unsur da bulunmuyorsa, erkeğe ve kadına takılan ekonomik değere sahip her şey kural olarak kendilerine ait sayılacak. Ancak takılar arasında karşı cinse özgü (örneğin sadece kadına hitap eden bilezik, kolye, küpe gibi) bir takı varsa, kime takıldığına bakılmaksızın o cinse ait kabul edilecek. Çekişmeli durumlarda ise bilirkişi incelemesine başvurulacak.
Sosyolojik Boyut: "Senin Malın, Benim Malın" Tartışmaları Başlayabilir
Alınan bu emsal kararı sosyolojik açıdan değerlendiren İstanbul Aydın Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Burcu Güdücü, kararın aile yapısı üzerindeki olası etkilerine dikkat çekti. Dr. Güdücü, "Bu kararın sosyolojik olarak en belirgin yansıması, düğün takılarını ortak bir aile desteği olmaktan çıkarıp tamamen bireysel mülkiyet sınırlarına çekmesidir. Hukuki açıdan belirsizlikleri giderebilecek bir adım olsa da, evliliğin henüz ilk gününde eşler arasında 'senin malın, benim malın' tartışmalarını tetikleyebilir. Sadece eşler değil, düğün sürecinde aktif rol oynayan aile büyükleri, özellikle de gelin ve damadın anneleri arasında takıların mülkiyeti konusunda yeni gerilimler yaşanabilir. 'Kime daha çok altın takıldı?', 'Takıyı kime takalım?' gibi hesaplar düğün esnasında daha görünür hale gelecektir. Bu durum, özellikle ekonomik zorlukların yaşandığı dönemlerde evliliklerin başlangıcında ciddi huzursuzluklara yol açabilir" dedi.
Hukuki Açıdan Takının Niteliği ve Belirleyici Kriterler
Kararı Milliyet'e değerlendiren Avukat Özlem Şen ise hukuki sürecin nasıl işleyeceğini detaylandırdı. Şen, Yargıtay'ın yeni yaklaşımında öncelikli olarak eşler arasındaki anlaşmaya, yoksa yöresel örf ve adete bakılacağını belirtti. Bunların bulunmadığı durumlarda ise takının niteliğinin ve kime takıldığının önem kazandığını ifade eden Şen, şunları söyledi: "Yeni dönemde kadına takılan ziynetler kadına, erkeğe takılanlar ise erkeğe ait kabul edilecek. Ancak burada takının niteliği çok kritik. Bilezik, kolye ve küpe gibi kadına özgü kabul edilen ziynet eşyaları, erkeğe takılmış olsa bile yine kadının sayılmaya devam edecek. Buna karşın para, çeyrek altın gibi her iki eşe de takılabilecek nitelikteki genel değerler, kime takıldıysa onun mülkiyetine geçecek. Yargıtay'ın buradaki temel mesajı, düğün takılarında artık tek ve mutlak bir kabul yerine; tarafların iradesini, örf ve adeti, takının kime takıldığını ve niteliğini göz önünde bulunduran çok yönlü bir değerlendirme yapılması gerektiğidir."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!