Denizlerin Altındaki Türk İmzası: Abdülhamid’den Günümüzün 14 Dev Denizaltısına Uzanan Tarihi Yolculuk
Osmanlı'nın dünyada çığır açan ilk torpido fırlatan denizaltısı Abdülhamid'den günümüzün 14 modern gemilik filosuna uzanan Türk denizaltıcılık tarihi.
Savaş stratejilerinin kökten değiştiği 1700'lü yıllardan sonra, denizlerin altındaki gizemli dünya askeri dehaların ilgisini çekmeye başladı. Okyanusların aşıldığı, devasa zırhlıların sıcak çatışmalara girdiği bu dönemde, asimetrik savaşın en büyük hamlesi Türk denizcilik tarihinde gizliydi. Osmanlı İmparatorluğu, askeri teknolojide devrim yaratacak bir adımı atarak, su altından torpido fırlatabilen ilk denizaltıyı dünya sahnesine çıkardı. İsveçli mucit Thorsten Nordenfelt tarafından tasarlanan ve iki yıllık inşa sürecinin ardından 1888 yılında Osmanlı sularıyla buluşan bu efsanevi denizaltı sınıfı, Sultan II. Abdülhamid’in adını taşıyordu.
Dünya Savaş Tarihinde Bir İlk: Abdülhamid Denizaltısının Haliç’teki Sessiz Vedası
İngiltere'deki Vickers&Armstrong tersanelerinde parçalar halinde üretilip İstanbul’a getirilen ve Taşkızak Tersanesi'nde Türk ustaların ellerinde adeta yeniden doğan Abdülhamid denizaltısı, askeri tarihte eşi benzeri görülmemiş bir gösteriye imza attı. Yabancı devlet temsilcilerinin meraklı bakışları altında Sarayburnu önlerinden suya dalarak güçlü akıntıya karşı ilerleyen denizaltı, Üsküdar açıklarında demirli bulunan boş bir hedef gemiyi su altından fırlattığı torpidoyla tam isabetle batırdı. Bu başarı, dünya üzerinde su altından torpido atabilen ilk denizaltı olarak tarihe altın harflerle kazındı.
Ancak, imparatorluğun son dönemlerindeki ekonomik darboğaz ve yaklaşan I. Dünya Savaşı'nın ağır yükü, bu teknolojik mucizenin sonunu hazırladı. Abdülhamid ve ikiz kardeşi Abdülmecid, 1909 yılına gelindiğinde bakımsızlıktan yıpranmış durumdaydı. 1914'te Alman Askeri Misyonu'nun incelemelerine rağmen, korozyona uğrayan gövdeleri nedeniyle savunmada kullanılamayacakları anlaşıldı ve Haliç'te parçalanarak hurdaya ayrıldılar.
Çanakkale’de Bir Kahramanlık Destanı: Fransız Turquoise’den Müstecip Onbaşı’ya
Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Osmanlı donanması, İtilaf Devletleri'nin devasa filolarına karşı kısıtlı imkanlarla mücadele ediyordu. Müttefiklerin Çanakkale Boğazı'na yığdığı 100'den fazla gelişmiş gemi ve denizaltıya karşı, Osmanlı'nın elinde yalnızca 60 civarında irili ufaklı deniz aracı bulunuyordu. Bu amansız kuşatmanın ortasında, Fransızların gururu olan Turquoise (Turkuaz) adlı denizaltı Türk sularına sızmaya çalışıyordu. Ancak 30 Ekim 1915 gecesi, Türk askerinin sarsılmaz dikkati tüm planları altüst etti. Nöbetçi Müstecip Onbaşı, denizin yüzeyinde fark ettiği karartının bir periskop olduğunu anlayarak, emirlere rağmen inisiyatif aldı ve 7.5'lik topuyla hedefi tam on ikiden vurdu. Manevra kabiliyetini yitiren ve içi gazla dolan Fransız denizaltısı, 2 subay, 24 denizci, bir kadın ve bir köpekle birlikte teslim olmak zorunda kaldı. Fransız mürettebattan Marcel Bexque denizaltıyı imha etmek için çabalasa da Türk askerinin hızlı müdahalesi bunu engelledi. Olay yerine hızla intikal eden Üsteğmen Yusuf Ziya Efendi ve Binbaşı Şerafettin Bey (Ersoylu) duruma el koydu. Osmanlı Donanması'na dahil edilerek Müstecip Onbaşı adı verilen bu denizaltı, savaşın ardından Mondros Mütarekesi şartları gereği 1919'da Fransa'ya iade edildi. 
Atılay’ın 52 Yıllık Sırrı ve Mavi Vatan’ın Modern Muhafızları
Cumhuriyet döneminde, Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat isimlerini koyduğu Saldıray, Yıldıray, Batıray ve Atılay denizaltılarıyla Türk denizaltıcılığı yeni bir döneme girdi. Ancak bu serinin en acı hikayesi Atılay’a aitti. 14 Temmuz 1942 günü saat 14:30'da, Binbaşı Sadi Gürcan komutasında Çanakkale Mortu Koyu'nda test dalışı yapan Atılay, bir daha su yüzeyine çıkamadı. 38 Türk denizcisine mezar olan bu faciada, meşhur ses sanatçısı Hamiyet Yüceses'in eşi astsubay Fethi Yüceses de şehit düşmüştü. Sadece kumanya almak için karaya çıkan Amasralı er Ahmet Bağdat hayatta kaldı. Atılay’ın gizemi, 1994 yılında Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı desteğiyle araştırmacı Selçuk Kolay ve ekibinin yaptığı 2.5 aylık çalışma neticesinde çözüldü. Sahilden 5-6 kilometre açıkta ve 68 metre derinlikte bulunan enkazdaki 1.5 metrelik delik, Atılay’ın I. Dünya Savaşı’ndan kalma bir mayına çarparak battığını kanıtladı. Bugün Türkiye, asimetrik savaş teknolojilerinde dünyanın öncü ülkelerinden biri konumundadır. Envanterdeki Ay sınıfı denizaltıların yanı sıra test süreçleri devam eden modern Reis sınıfı denizaltıların da katılımıyla Türk su altı filosu 14 gemilik dev bir güce ulaşmaktadır. Günümüzde TCG Pîrîreis, TCG Hızırreis ve TCG Muratreis başta olmak üzere 12 ila 13 aktif denizaltımız, Mavi Vatan’ın güvenliğini gururla tesis etmektedir.
Kaynak: Milliyet
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!