JPMorgan'dan Kritik Türkiye Raporu: Dolar, Enflasyon ve Asgari Ücret Tahminleri Değişti
JPMorgan, Türkiye ekonomisine yönelik 2026 ve 2027 makroekonomik tahminlerini güncelledi. Raporda büyüme, enflasyon, faiz ve dolar/TL beklentileri revize edildi.
ABD merkezli yatırım bankası JPMorgan, Türkiye ekonomisinin orta vadeli geleceğine ışık tutan kapsamlı bir makroekonomik rapor yayımladı. Gelişen Piyasalar Ekonomisti Fatih Akçelik tarafından kaleme alınan ve "2026'nın İkinci Yarısında Türkiye'nin Makroekonomik Görünümü: Sakin Kal ve Devam Et" başlığını taşıyan raporda, Türkiye'nin 2026 ve 2027 yıllarına ilişkin büyüme, enflasyon, faiz, döviz kuru ve cari açık tahminleri güncellendi. Analizde, Batı Asya'da yaşanan bölgesel çatışmaların enerji fiyatları üzerinden Türkiye'nin ekonomik dengelerini zorlaştırdığı belirtilirken, yılın ikinci yarısı itibarıyla en büyük risklerin geride kalmış olabileceğine dikkat çekildi.
JPMorgan'ın 2026 ve 2027 Yılları Makroekonomik Revizyonları
Raporda, bölgesel gerilimlerin enerji maliyetlerini yukarı çekerek enflasyon ve cari denge üzerinde baskı oluşturduğu, yüksek faiz ortamının ise finansal koşulları sıkılaştırarak ekonomik faaliyeti yavaşlattığı ifade edildi. Akaryakıttaki eşel mobil sistemi ile elektrik ve doğalgaz sübvansiyonlarının, enerji şoklarının hanehalkına yansımasını sınırladığı ancak kamu bütçesi üzerindeki yükü artırdığı vurgulandı. Bu gelişmeler doğrultusunda JPMorgan, daha önce yüzde 4,4 olarak öngördüğü 2026 yılı ekonomik büyüme tahminini yüzde 3 seviyesine düşürdü. Banka, 2026 yıl sonu tüketici enflasyonu beklentisini yüzde 24'ten yüzde 29'a, TCMB politika faizi tahminini ise yüzde 30'dan yüzde 35'e yükseltti. Ayrıca, bütçe açığının milli gelire oranı beklentisi yüzde 3,5'ten yüzde 4'e, cari açığın milli gelire oranı tahmini ise yüzde 1,8'den yüzde 2,8'e revize edildi.
Enerji Fiyatlarındaki Değişimlerin Türkiye Ekonomisine Etkileri
ABD ile İran arasında sağlanan geçici ateşkesin, 2026'nın ikinci yarısında enflasyon ve cari açık üzerindeki jeopolitik riskleri hafiflettiği belirtildi. Brent petrol fiyatlarının vadeli piyasa beklentileriyle uyumlu seyretmesi durumunda, enerji kaynaklı ek risklerin sınırlı kalacağı öngörüldü. JPMorgan'ın hesaplamalarına göre, Brent petrolün varil fiyatındaki her 10 dolarlık artış, Türkiye'de enflasyonu 1,2 puan, cari açığı ise yaklaşık 6 milyar dolar yukarı taşıyor. Petrolün ikinci yarıda ortalama 72 dolar, yıllık ortalama döviz sepetinin ise 51,4 seviyesinde gerçekleşmesi durumunda, yıl sonu enflasyonunun yüzde 29, cari açığın ise 48 milyar dolar olacağı hesaplandı. Alternatif senaryolarda; petrol fiyatının 60 dolara gerilemesi ve döviz sepetinin 49 seviyesinde kalması halinde enflasyonun yüzde 26'ya düşebileceği, petrolün 85 dolara ve döviz sepetinin 54'e çıkması durumunda ise enflasyonun yüzde 32,3'e ulaşabileceği belirtildi. Cari açık tarafında ise petrolün 60 dolar ve reel değerlenmenin yüzde 2,5 olması durumunda açığın 40,8 milyar dolara gerileyeceği, petrolün 85 dolar ve reel değerlenmenin yüzde 7,5 olması halinde ise cari açığın 60,3 milyar dolara ulaşabileceği öngörüldü.
Ekonomik Aktivitede Yavaşlama ve Enflasyonun Ana Dinamikleri
Öncü göstergelerin, Türkiye ekonomisinde 2026'nın ikinci çeyreğinde büyümenin ivme kaybettiğini gösterdiği ifade edildi. Mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre, otomobil satışları ikinci çeyrekte bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 3,8 azalırken, ithal otomobil satışlarındaki düşüş yüzde 6,4'ü buldu. Vergi ve bireysel emeklilik sistemi (BES) ödemeleri hariç reel kredi kartı harcamalarının da aynı dönemde çeyreklik bazda yüzde 1,6 gerilediği aktarıldı. JPMorgan, büyümedeki bu yavaşlamanın dezenflasyon sürecini destekleyeceğini ancak enflasyon sorununu tek başına çözmeye yetmeyeceğini vurguladı. Bankanın etki analizine göre, döviz kurundaki yüzde 10'luk artış enflasyonu 3,5 puan, asgari ücretteki yüzde 10'luk artış 3 puan, petroldeki 10 dolarlık yükseliş ise 1,2 puan artırıyor. Ekonomideki üretim açığındaki 1 puanlık değişimin enflasyon üzerindeki etkisi ise yalnızca 0,5 puan seviyesinde bulunuyor. Enflasyonun ana eğiliminin yüzde 30 seviyesinde katılaştığını belirten banka, faiz indirimlerinin ölçülü yapılması gerektiğini ifade ederek 2027 sonu enflasyon tahminini yüzde 25, politika faizi beklentisini ise yüzde 30 olarak açıkladı.
Dolar/TL Tahminleri, Türk Lirası Değerlendirmesi ve Kritik Tarihler
Reel efektif döviz kuru göstergelerine göre Türk lirasının artık ucuz bir para birimi olmadığı belirtilen raporda, yurt içi üretici fiyatları bazlı reel kurun son 10 yıllık ortalamanın yüzde 11 üzerinde olduğu aktarıldı. JPMorgan, dolar/TL kurunun 2025 sonunda 43, 2026 sonunda 51,4 ve 2027 sonunda 61,7 seviyesine ulaşacağını tahmin etti. Yakın vadeli projeksiyonlarda ise dolar/TL'nin Eylül 2026'da 49, Aralık 2026'da 51,4, Mart 2027'de 53,70 ve Haziran 2027'de 56,11 seviyelerinde dengelenmesi bekleniyor. GBI-EM model portföyündeki TL ağırlığında kâr realizasyonuna giden banka, taktiksel olarak vadeli kontratlarda kısa pozisyon açtığını bildirdi. Raporda ayrıca, dezenflasyonun kalıcı olması için sıkı para ve maliye politikalarının devam etmesi gerektiği ancak seçim takvimi nedeniyle bunun zor olabileceği ifade edildi. Gelecek dönemde F-35 programı, KAAN motorları, CAATSA yaptırımları ve barış süreci yasal düzenlemelerinin yanı sıra Fitch'in 17 Temmuz, TCMB'nin 23 Temmuz ve Moody's'in 24 Temmuz'daki kararları ile Aralık 2026'daki asgari ücret artışının (beklenti açlık sınırının yüzde 35 üzerinde olması) kritik öneme sahip olacağı vurgulandı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!