Küresel Enerji Krizi ve Rafineri Marjları: Avrupa'da "Ek Kar Vergisi" Savaşları Başladı
Küresel enerji şoku sürerken, petrol devlerinin rekor kârları Avrupa'yı ayağa kaldırdı. 6 AB ülkesi, 200 milyar avroluk ek vergi için harekete geçiyor.
Küresel çatışma bölgelerinden gerçekleştirilen işlenmiş petrol ürünü sevkiyatlarının sekteye uğraması, Batı pazarlarında hazır yakıt tedarikini kritik seviyede daraltıyor. Bu daralmaya bağlı olarak, ham petrol fiyatlarındaki artışın çok üzerinde seyreden rafineri kâr marjları, yüksek faturalar altında ezilen Avrupa ülkelerinde büyük bir toplumsal ve siyasi tepki dalgasına yol açıyor. Tüketiciler fahiş akaryakıt fiyatları ve tırmanan yaşam pahalılığıyla mücadele ederken, kıta genelinde faaliyet gösteren dev petrol şirketlerinin ikinci çeyrek finansal tablolarında tarihi kâr rekorları açıklaması, Avrupa Birliği (AB) üyelerini ortak bir "ek kâr vergisi" mekanizması kurmaya zorluyor.
Avrupa’da Enerji Devlerine Karşı Ortak Cephe: 200 Milyar Avroluk Vergi Masada
Bu doğrultuda ortak hareket etme kararı alan Almanya, İtalya, Avusturya, Polonya, Portekiz ve İspanya'dan oluşan 6 AB üyesi ülke, dönem başkanlığını yürüten İrlanda'ya resmi bir ortak mektup gönderdi. Ülkeler, konunun 19 Eylül'de Dublin'de gerçekleştirilecek AB Gayriresmi Maliye Bakanları Toplantısı'nın (ECOFIN) öncelikli gündem maddesi haline getirilmesini talep etti. İki gün sürecek bu kritik zirvede, bakanların petrol şirketlerinin ham petrol maliyetlerindeki artışın ötesinde fahiş kazançlar elde ettiğini vurgulaması bekleniyor. Zirvenin temel hedefi, 2022'deki Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında devreye alınan geçici kriz vergisi uygulamalarından ders çıkararak, AB genelinde bağlayıcı ve kalıcı bir yasal çerçeve oluşturmak.
Avrupa Komisyonu ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından paylaşılan verilere göre, kıta genelinde koordineli şekilde uygulanacak bir ek kâr vergisinin yaklaşık 200 milyar avro seviyesinde devasa bir kaynak yaratabileceği öngörülüyor. Ancak Avrupa basınında yer alan analizlere göre, zirveye ev sahipliği yapacak olan İrlanda, konuyu gündeme almayı kabul etmesine rağmen AB Komisyonu'nun "ek vergi kararları üye ülkelerin kendi ulusal egemenlik yetkisindedir" yönündeki duruşuna sığınarak, bağlayıcı bir ortak karara varılmasına mesafeli yaklaşıyor.
Petrol Devlerinden Tarihi Kâr Rekorları: Shell, bp ve TotalEnergies Kazançlarını Katladı
Enerji piyasası uzmanları, fahiş fiyatlar ile şirket kârlarındaki bu olağanüstü sıçramayı, nisan ayında kısa süreliğine de olsa 126 dolara kadar tırmanan Brent petrol fiyatlarına ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanan lojistik aksamalara bağlıyor. Piyasalardaki bu sert dalgalanmalar, özellikle geniş ticaret ağlarına sahip Avrupalı petrol devlerine doğrudan avantaj sağladı. İngiliz enerji devi Shell, yılın ikinci çeyreğinde kârını yüzde 130 artırarak 9,84 milyar doların üzerine taşıdı. Aynı dönemde bp kârını yüzde 150 artışla 5,73 milyar dolara yükseltirken, Fransız TotalEnergies düzeltilmiş net kârını yüzde 67 artırarak 6 milyar dolara ulaştırdı. Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam ise en büyük 6 petrol şirketinin küresel piyasalarda günde ortalama 37 milyon dolar fazladan kâr elde etmeye devam edeceğini tahmin ediyor.
Kâr marjları katlanırken, TotalEnergies gibi bazı Avrupalı üreticilerin petrol üretimine öncelik vermek amacıyla 2050 yılı karbon nötr taahhütlerini esnetmesi, kıtanın yeşil dönüşüm hedeflerini de ciddi tartışmaların odağına yerleştiriyor. Uzmanlar; tüketiciler yüksek fiyatlar altında ezilirken ExxonMobil, Chevron, Shell ve bp gibi küresel devlerin rekor kırmasını üç temel mekanizmaya bağlıyor: İlki, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklıkla Brent petrolün varil fiyatının 100 doların üzerine çıkması ve savaş priminin fiyata yansıması. İkincisi, Orta Doğu'dan işlenmiş ürün ihracatının kesilmesiyle oluşan hazır yakıt arzı sıkışıklığının rafineri kârlarını fırlatması. Üçüncüsü ise şirketlerin yeni yatırımlar yerine mevcut yüksek fiyat dalgalanmalarını nakit akışına dönüştürmeye odaklanması. Nitekim S&P 500 endeksinde enerji sektörü, yıllık yüzde 135,3'lük kâr büyümesiyle diğer tüm sektörleri açık ara geride bıraktı.
Avrupa Ülkelerinin Bireysel Çözümleri ve Siyasi Bölünmeler
Ortak bir AB mevzuatı henüz şekillenmemişken, üye ülkeler kendi ulusal modellerini uygulamayı sürdürüyor. Örneğin İngiltere, Kuzey Denizi üreticilerine yönelik geçici Enerji Kârları Vergisini yüzde 38'e çıkararak toplam vergi yükünü yüzde 65'e ulaştırdı ve bu kaynağı dar gelirli ailelerin faturalarını sübvanse etmek için kullanıyor. İtalya hükümeti, enerji şirketlerinin ekstra kârlarına uyguladığı özel vergiyi yüzde 25'e yükselterek topladığı 20 milyar avroyu aşkın kaynakla pompa fiyatlarını yapay olarak litre başına 30 sent düşürdü. Kriz vergisi konusunda en radikal adımı atan Yunanistan, elektrik sağlayıcılarının fahiş kazançlarına yüzde 90 oranında özel kriz vergisi uygulayarak elde ettiği 6,8 milyar avroyu doğrudan tüketicilere aktardı.
İspanya ve Portekiz ise Avrupa Komisyonu onayıyla elektrik üretimi için kullanılan gazın fiyatını megavatsaat başına ortalama 50 avroda sabitleyerek faturaları yüzde 20'ye varan oranda düşürmeyi başardı. Benzer şekilde Avusturya, hidroelektrikten büyük kazanç sağlayan Verbund şirketinden 400 milyon avroluk özel temettü tahsil ederek halka enerji destek paketleri olarak dağıtma kararı aldı. Ancak ortak mektuba imza atan ülkelerin kendi iç siyasi dinamiklerinde de derin bölünmeler yaşanıyor. Almanya'da Sosyal Demokrat Parti lideri ve Maliye Bakanı Lars Klingbeil, "Sürücülerin sırtından yapılan bu soygun artık son bulmalı" diyerek kriz vergisini ısrarla savunurken, Başbakan adayı Friedrich Merz liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) bu müdahaleci vergilere kesin bir dille karşı çıkıyor. Üstelik 2022-2023 döneminde uygulanan benzer bir vergiden sadece 2,5 milyar avro gelir elde edilmesi, bu yöntemin ekonomik verimliliğini de tartışmaya açıyor.
Küresel Rekabet Dengeleri ve Türkiye Pazarına Yansımaları
Avrupa radikal vergileri tartışırken, ABD yönetimi ExxonMobil ve Chevron gibi devlere ek yük getirmek yerine üretimi artırma stratejisi izliyor. Bu durum, mali yüklerden kaçan Avrupalı enerji şirketlerinin merkezlerini ABD pazarına taşıma riskini doğuruyor. Asya tarafında ise Hürmüz krizinden etkilenmeyen Çin ve Hindistan'ın Rus petrolünü yüksek iskontolarla tedarik etmeye devam etmesi, Avrupalı üreticilerin küresel rekabette ciddi bir maliyet dezavantajı yaşamasına neden oluyor.
Uluslararası piyasalarda yüksek seyreden bu petrol fiyatları ve rafineri marjları, Türkiye'deki akaryakıt fiyatlarını da doğrudan etkiliyor. Türkiye'de motorin fiyatlarının belirlenmesinde ham petrolden ziyade İtalya'daki CIF MED (Genova/Lavera) Akdeniz ürün piyasasında oluşan işlenmiş ürün fiyatları baz alınıyor. Bu fiyatlandırmaya Merkez Bankasının dolar kuru, ÖTV ve KDV gibi unsurlar da etki ediyor. Türkiye'de rafinaj faaliyetleri kapsamında motorin üretimi, yurt içi talebin yaklaşık yüzde 70'ini karşılarken, küresel kapasite daralması ve risk priminin yükselttiği rafinaj marjları, yerli rafinerilerin de kârlılık oranlarını yukarı yönlü destekliyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!