İçeriğe geç
14 Ekim 2026, Çarşamba Son Resmî Gazete: 13 Ekim Bağımsız haber ve ilan rehberi · Resmî kurum değildir
DEVLET.TC Kamu İlanları · Resmî Gazete · Mevzuat Bağımsız haber ve ilan rehberi · Resmî kurum değildir
Dünya

Avrupa'nın Yeni Güvenlik Arayışı: "Avrupa Güvenlik Konseyi" Masada

AB Komisyonu Başkanı von der Leyen'in gündeme getirdiği "Avrupa Güvenlik Konseyi" fikri, kıtanın yeni savunma mimarisini ve Türkiye'nin rolünü tartışmaya açtı.

Avrupa'nın Yeni Güvenlik Arayışı: "Avrupa Güvenlik Konseyi" Masada

Kısaca

  • AB Komisyonu Başkanı von der Leyen'in gündeme getirdiği "Avrupa Güvenlik Konseyi" fikri, kıtanın yeni savunma mimarisini ve Türkiye'nin rolünü tartışmaya açtı.
  • Bu kapsamda, üye ülkelerin koordineli bir şekilde kriz anlarında refleks göstermesini sağlayacak bir "Avrupa Güvenlik Konseyi" kurulması fikri, uluslararası ilişkiler ve savunma çevrelerinde geniş yankı uyandırdı.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 16 Eylül'de Strazburg'da gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu bünyesindeki "Birliğin Durumu" hitabında, kıtanın geleceğine dair kritik bir güvenlik vizyonu paylaştı. Hibrit tehditlerin ve asimetrik saldırıların tırmandığı küresel konjonktürde Avrupa'nın kendi savunma reflekslerini geliştirmesi gerektiğini savunan von der Leyen, NATO Antlaşması'nın istişare mekanizmasını düzenleyen 4. maddesine benzer bir acil durum protokolünün hayata geçirilmesini önerdi. Bu kapsamda, üye ülkelerin koordineli bir şekilde kriz anlarında refleks göstermesini sağlayacak bir "Avrupa Güvenlik Konseyi" kurulması fikri, uluslararası ilişkiler ve savunma çevrelerinde geniş yankı uyandırdı.

NATO ve AB Arasındaki Kurumsal Boşluğu Dolduracak Bir Formül

Kent Üniversitesi Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Richard G. Whitman, önerilen bu konseyi, kıtanın güvenlik mimarisindeki kurumsal boşlukları kapatabilecek oldukça pragmatik bir model olarak nitelendiriyor. Whitman'a göre kurulacak bu yeni yapı, NATO ile AB arasındaki mevcut koordinasyon eksikliğini giderirken, Birleşik Krallık, Norveç, Ukrayna ve stratejik öneme sahip Türkiye gibi AB dışındaki kilit aktörleri de üst düzey bir güvenlik forumunda bir araya getirme potansiyeli taşıyor.

Önerilen modelin, NATO'nun ortak savunmayı taahhüt eden 5. maddesine bir alternatif ya da yeni bir hiyerarşik askeri komuta merkezi olmadığının altını çizen Whitman, yapının "bürokratik açıdan hafif ancak siyasi açıdan son derece nüfuzlu" bir formda tasarlanması gerektiğine inanıyor. Bu sayede, kıtanın farklı bölgelerindeki tehdit algılarının daha dinamik yönetilmesi ve NATO'nun Avrupa kanadı ile AB'nin dış politikası arasında güçlü bir uyum yakalanması hedefleniyor.

Türkiye'nin Stratejik Konumu ve Katılım Formülleri

Türkiye'nin NATO'nun güney kanadındaki sarsılmaz askeri ve jeopolitik rolü, kurulması planlanan konseydeki yerinin de en önemli belirleyicilerinden biri olarak öne çıkıyor. Prof. Whitman, Kıbrıs sorununun yaklaşık yirmi yıldır NATO ile AB arasındaki kurumsal işbirliğini ciddi şekilde sekteye uğrattığını kabul etmekle birlikte, Türkiye gibi devasa bir askeri gücün Avrupa güvenlik mimarisinin tamamen dışında tutulmasının rasyonel olmayacağını vurguluyor.

Ankara için doğrudan ve daimi bir üyelikten ziyade esnek bir katılım formülü öneren Whitman, Türkiye'nin siyasi ve askeri olarak mümkün olan her fırsatta konseye entegre edilmesi gerektiğini savunuyor. Bu doğrultuda geliştirilecek modelde, Türkiye'nin ele alınan bölgesel konunun niteliğine ve üstlenebileceği operasyonel işlevlere göre konsey toplantılarına aktif katılım sağlaması öngörülüyor.

Karar Mekanizması mı Yoksa Danışma Platformu mu?

Londra merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Reform Merkezi (CER) Direktör Yardımcısı Ian Bond ise konseptin detaylarının henüz netleşmediğine dikkat çekerek daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Bond, kurulacak bu yapının NATO'dan en büyük farkının masada Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) bulunmaması olacağını belirtiyor. Bu durumun, karar alma süreçlerinde büyük Avrupa devletlerinin ağırlığını artırabileceğini, ancak Rusya ile doğrudan sınırı olan görece küçük üyelerin de güvenlik kaygılarının göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade ediyor.

AB'nin kendi "karar alma özerkliğini" koruma konusundaki hassasiyetine değinen Bond, 27 üye ülkenin önceden uzlaştığı ortak dış politika tutumlarından taviz verilmesinin zor olduğunu, bu nedenle konseyin katı bir karar organı olmaktan ziyade bir danışma platformu olarak işlev görebileceğini söylüyor. Bu yapının, resmi kurumsal yapılardan ziyade Ukrayna krizinde etkin rol oynayan "Gönüllüler Koalisyonu" modeline benzeyebileceğini öngörüyor.

Türkiye'nin olası katılımı konusunda GKRY (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) ile yaşanan tanıma krizinin aşılması zor bir diplomatik engel olduğunu hatırlatan Bond, "Bir üyenin diğerini resmi olarak tanımadığı bir Avrupa Güvenlik Konseyi'nde nasıl yol alabilirsiniz? Bunlar kısa vadede çözülmesi son derece güç siyasi düğümlerdir." diyerek konunun karmaşıklığına işaret ediyor.

Kaynak: Anadolu Ajansı

Bu haberi paylaş
Devlet.TC Haber Masası

Devlet.TC Haber Masası

Bu haber, kaynağı gösterilen içerikten Devlet.TC yayın ilkelerine göre derlenmiştir. Hata bildirimi ve düzeltme talepleri için bize yazın.

Tüm yazıları görüntüle

Dünya

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayımlanmaz, yalnızca moderasyon için kullanılır. Gizlilik Politikası

Yorumlar moderatör onayından sonra yayınlanır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!