Sıcak Çarpmasına Karşı 10 Hayati Önlem: Dr. Rengin Yiğit’ten Kritik Uyarılar
Yaz sıcaklarının artmasıyla birlikte sıcak çarpması ve sıvı kaybı riskine dikkat çeken Dr. Rengin Yiğit, hayati organları koruyacak 10 kritik önlemi sıraladı.
Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkmasıyla birlikte sıcak çarpması, dehidrasyon (vücudun susuz kalması) ve buna bağlı gelişen ciddi sağlık sorunlarında belirgin bir artış gözleniyor. Konuyla ilgili önemli uyarılarda bulunan Dr. Rengin Yiğit, aşırı sıcak havalarda insan vücudunun sadece terleme mekanizmasıyla ısı dengesini korumakta yetersiz kalabileceğini vurguladı. Yiğit, özellikle yüksek risk grubunda yer alan bireylerin bu dönemde çok daha dikkatli ve tedbirli olması gerektiğinin altını çizdi.
Yüksek Nem ve Aşırı Sıcaklar Hayati Organları Tehdit Ediyor
Sıcaklık ve nem oranlarındaki artışın vücut ısısını doğrudan yükselttiğini ifade eden Dr. Rengin Yiğit, normal çevre koşullarında vücudun terleme yoluyla kendi ısısını dengelemeye çalıştığını belirtti. Ancak ekstrem sıcaklarda bu savunma sisteminin tek başına yeterli olamayacağını kaydeden Yiğit, "Yaşlılar, bebekler ve kronik rahatsızlığı bulunan bireylerde terleme mekanizmasıyla vücut ısısının dengede tutulması her zaman mümkün olmayabilir. Özellikle ortamdaki nem oranı yüksekse, terleme gerçekleşse bile ter buharlaşamadığı için vücut ısısı yeterli düzeyde düşürülemez" dedi.
Obezite, yüksek ateş, kontrolsüz sıvı kaybı, kalp hastalıkları, ruhsal ve nörolojik rahatsızlıklar ile alkol ve uyuşturucu kullanımının sıcak havalarda vücudun terleme mekanizmasını olumsuz etkilediğini belirten Yiğit, bazı ilaçların da bu riski ciddi oranda artırdığına dikkat çekti. Özellikle tansiyon düşürücü ve idrar söktürücü ilaçların sıcak havalarda vücudun ısı regülasyonunu bozabileceğini ifade eden Yiğit, kontrolsüz şekilde yükselen vücut ısısının beyin başta olmak üzere tüm hayati organlarda geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Sıcak Dalgalarından En Çok Hangi Gruplar Etkileniyor?
Aşırı sıcakların olumsuz etkilerine karşı en fazla risk altında olan hassas grupları sıralayan Dr. Rengin Yiğit, şu kişilerin çok daha dikkatli ve korumacı davranması gerektiğini belirtti:
65 yaş ve üzerindeki yaşlılar, 4 yaşından küçük çocuklar, bakıma muhtaç olan bireyler, hamileler, açık alanda çalışmak zorunda olanlar, aşırı kilolu kişiler, kronik hastalığı bulunanlar ve düzenli olarak ilaç kullananlar.
Şeker hastalığı, kalp-damar ve beyin-damar hastalıkları, psikolojik rahatsızlıklar, kronik solunum yolu hastalıkları, karaciğer ve böbrek yetmezliği bulunanların yüksek risk grubunda yer aldığını hatırlatan Yiğit, özellikle yalnız yaşayan ve kronik hastalığı bulunan yaşlıların bu süreçte yakınları tarafından daha sık kontrol edilmesi ve izlenmesi gerektiğini önemle vurguladı.
Güneşin En Dik Geldiği Saatlere ve Sıvı Tüketimine Dikkat
Aşırı sıcakların zararlı etkilerinden korunmak adına güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı 10.00-16.00 saatleri arasında zorunlu haller dışında dışarı çıkılmaması gerektiğini belirten Yiğit, açık havada çalışması gerekenlerin ise doğrudan güneş altında kalmaktan kaçınmasını ve ağır fiziksel aktiviteleri sınırlandırmasını önerdi. Dışarı çıkarken açık renkli, hafif, bol ve sıkı dokunmuş kumaşlardan üretilmiş giysilerin tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Yiğit, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanımının ihmal edilmemesini tavsiye etti.
Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde denize girilmemesi ve güneşlenilmemesi gerektiğini belirten Yiğit, diğer saatlerde ise yüksek faktörlü güneş koruyucu krem, şapka ve gözlük kullanılmasını önerdi. Spor ve yoğun fiziksel aktiviteler için sabah erken veya akşam geç saatlerin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Yiğit, spor yapılan her bir saat için en az 2-4 bardak ekstra sıvı tüketilmesi gerektiğini söyledi.
Bebek, çocuk, engelli bireyler ve evcil hayvanların kapalı ve park edilmiş araçlarda kesinlikle bırakılmaması gerektiğinin altını çizen Yiğit, araç içi sıcaklığın klima çalışıyor olsa bile çok kısa sürede ölümcül seviyelere ulaşabileceğini belirtti. Kapalı alanların düzenli olarak havalandırılmasını, pencerelerin güneşlik veya perdelerle gölgelenmesini öneren Yiğit, vücut ısısını dengede tutmak için sık sık duş alınmasını, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise el, yüz, ayak ve ensenin soğuk suyla ıslatılmasını tavsiye etti.
Susuzluk hissi uyanmasa dahi günde en az 2-2,5 litre (yaklaşık 12-14 bardak) sıvı tüketilmesi gerektiğini belirten Yiğit, terlemeyle kaybedilen su ve minerallerin yerine konulmasının hayati önem taşıdığını söyledi. Sıvı tüketiminde temel kaynağın su olması gerektiğini, kahve, çay ve gazlı içecekler yerine süt, ayran ve taze meyve sularının tercih edilmesini önerdi. Kafein, alkol ve şeker oranı yüksek içeceklerin vücuttan daha fazla sıvı atılmasına yol açacağını hatırlatan Yiğit, çok soğuk ve buzlu içeceklerin ise mide kramplarına neden olabileceği konusunda uyardı. Sıvı tüketimi doktor tarafından kısıtlanan veya idrar söktürücü ilaç kullanan hastaların ise tüketmeleri gereken sıvı miktarını mutlaka hekimlerine danışarak belirlemesi gerektiğini ifade etti.
Sıcak havalarda beslenme düzeninin de hayati bir rol oynadığını vurgulayan Yiğit, kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzelere yer verilmesini; yağlı yiyecekler ile kızartmalardan kesinlikle kaçınılmasını önerdi. Yemeklerin haşlama, ızgara veya az suda pişirme yöntemleriyle hazırlanmasını tavsiye eden Yiğit, vücut direncini artırmak için bol miktarda taze sebze ve meyve tüketilmesini önerdi. Son olarak, dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketilmemesi gerektiğini hatırlatan Yiğit; et, yumurta, süt ve balık gibi hızlı bozulabilen gıdaların açıkta bekletilmemesi ve mutfak hijyenine maksimum özen gösterilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!