Şırnak Dağlarında Çeyrek Asır Sonra Doğa Mucizesi: Kudret Helvası "Gezu" Bereketi Yaşanıyor
Şırnak'ta yaklaşık 30 yıl aradan sonra meşe ağaçlarında yoğun şekilde görülen doğal kudret helvası "gezu", bölge halkına büyük gelir kapısı oldu.
Şırnak’ın sarp ve yüksek rakımlı dağlarında yer alan meşe ormanlarında, doğanın sunduğu en gizemli mucizelerden biri olan ve halk arasında "gezu" olarak bilinen kudret helvası, uzun yıllar sonra ilk kez bu denli yoğun bir şekilde ortaya çıktı. Yaklaşık 25 ila 30 yıldır benzeri görülmemiş bir bollukla karşılaşan bölge halkı, bu eşsiz bereketi toplamak için adeta seferber oldu. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte traktör ve araçlarına binerek dağlık alanların yolunu tutan Şırnaklılar, özenle seçtikleri meşe dallarını kesip evlerine taşıyor.
Şırnak Dağlarında Çeyrek Asır Sonra Gelen Mucizevi Bereket: Gezu
Bu doğa harikası ürünün toplanması ve işlenmesi oldukça büyük bir emek gerektiriyor. Dağlardan binbir güçlükle getirilen meşe dalları, evlerin damlarında yaklaşık üç gün boyunca güneş altında kurutulmaya bırakılıyor. Kuruma sürecinin ardından geleneksel yöntemler devreye giriyor. İki çatallı özel sopalarla dövülen dallardan yapraklar tek tek ayrılıyor. Daha sonra titizlikle yürütülen eleme işlemlerine geçiliyor. Çadırların üzerinde biriken yaprak kalıntıları temizlendikten sonra, elde edilen kudret helvası farklı eleklerden defalarca geçirilerek tertemiz ve tamamen doğal bir toz haline getiriliyor. Bu değerli ürünün bir kısmı toz olarak saklanırken, bir kısmı ise saatlerce kaynatılarak eşsiz bir pekmeze dönüştürülüyor.
Geleneksel Yöntemlerle Şifa Kaynağına Dönüşen Zorlu Yolculuk
Üretim sürecinin zahmetini ve değerini anlayan kudret helvası toplayıcısı Keleş Erkan, bu yıl yaşanan bolluğun tarihi bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Erkan, "Sabahın erken saatlerinde traktörümüz ve arabamızla meralara gidiyoruz. Meşe odunlarında doğal olarak oluşan ve gezu adını verdiğimiz kudret helvasını toplayıp damlarımızda üç gün kurutuyoruz. Ardından iki dallı çubuklarla döverek yaprakların dökülmesini sağlıyoruz. Çadırın üzerinde dövülen yaprakların fazlalıklarını temizledikten sonra kalan kısmı leğenlere alıyoruz. Üç ya da dört farklı el eleğinden geçirdikten sonra nihayet tüketime hazır kıvama getiriyoruz" dedi.
Bu berekete en son onlarca yıl önce şahit olunduğunu belirten Erkan, "Büyüklerimizden duyduğumuz kadarıyla, bugün 60-70 yaşındaki insanlar hayatlarında ancak ikinci kez böyle bir bolluk görüyor. Düşünün, 60 yaşındaki bir insan bu kadar bereketi ikinci kez görüyor. Bu olağanüstü bereket sayesinde hem köylümüze kazandırıyoruz hem de geçimimizi sağlıyoruz. Gerçekten çok etkileyici bir durum" şeklinde konuştu.
Mezopotamya Kültürünün Eşsiz Mirası ve Doğal Şeker Kaynağı
Kudret helvasının Mezopotamya'nın binlerce yıllık köklü kültürünün en özel parçalarından biri olduğunu ifade eden Keleş Erkan, ürünün lezzetine ve ekonomik değerine de değindi: "Bu kudret helvası yani gezu, belki de Mezopotamya kültürünün en özel ürünlerinden biridir. İnanılmaz lezzetli ve tatlı bir pekmezi oluyor. Hakikaten herkese tavsiye ederim, mükemmel bir ürün. 500 haneli köyümüzde şu an yaklaşık üç ila beş ton arasında gezu bulunuyor. İnsanların bu ürüne ilgisi çok yoğun. Çok tatlı olduğu için insan yedikçe yemek istiyor. Pekmezi de öyle, tozu da öyle. Aynı zamanda tam bir şifa kaynağıdır."
Yöre sakinlerinden Hayal Erkan ise kudret helvasının tamamen ilahi bir lütuf olduğunu belirterek, "Gezu, Allah tarafından bizlere sunulmuş bir nimettir. Yağmurun yağmasının ardından meşe yapraklarının üzerinde kendiliğinden parlamaya başlar. İnsan eli değmeden, ekilip biçilmeden oluşan bu şifa kaynağını toz ve pekmez haline getiriyoruz. Yoğurdun üzerine dökenler de var, sabahları aç karnına şifa niyetine tüketenler de. Tamamen katkısız, doğal bir şekerdir" dedi.
Gezunun günlük yaşamdaki kullanım alanlarına da değinen Erkan, "Misafirlerimize tatlı niyetine ikram ediyoruz. Çayına şeker atmak istemeyenler, ağızlarına bir parça gezu alıp çaylarını o şekilde yudumluyor. Normalde her yıl birkaç ağaçta tek tük görülürdü ancak bu sene neredeyse tüm meşe ağaçları bu bereketle kaplandı. Palamut ağacında olmaz, sadece meşe ağaçlarında yetişir. Onu da doğada özenle seçmek gerekiyor" diyerek sözlerini tamamladı.
Şırnak'ta yaklaşık çeyrek asır sonra yeniden yüzleri güldüren bu doğa mucizesi, hem bölge ekonomisine can suyu oluyor hem de asırlık bir Mezopotamya geleneğini geleceğe taşıyor. Kimyasal hiçbir katkı barındırmayan bu doğal şifa kaynağı, bu yılki rekor üretimiyle bölge tarihinde unutulmaz bir iz bırakıyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!