Kısaca
- Bir termik santralde çalışırken 600 kilometre uzağa nakledilen ve maaşı düşürülen işçinin açtığı davada Yargıtay, işlemin hukuka aykırı olduğuna hükmetti.
- İlk olarak 400 kilometre, ardından 600 kilometre uzağa gönderilen ve eski görevine iadesinden kısa süre sonra tekrar tayin edilen işçi, çalışma şartlarındaki esaslı değişiklik nedeniyle yargı yoluna başvurdu.
Çalıştığı termik santralden rızası dışında 600 kilometre uzaklıktaki başka bir tesise nakledilen ve bu süreçte maaşında kesinti yapılan bir kamu işçisinin hukuk mücadelesi, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin verdiği emsal kararla sonuçlandı. İlk olarak 400 kilometre, ardından 600 kilometre uzağa gönderilen ve eski görevine iadesinden kısa süre sonra tekrar tayin edilen işçi, çalışma şartlarındaki esaslı değişiklik nedeniyle yargı yoluna başvurdu.
İşveren nakil işlemini nasıl savundu?
Davalı şirket avukatı, gerçekleştirilen naklen tayin işleminin idari bir tasarruf olduğunu ve bu nedenle konunun idare mahkemelerinin yetki alanına girdiğini öne sürdü. Şirket savunmasında, nakil işleminin bir işletmesel karar niteliği taşıdığını ve mahkemeler tarafından bu kararların yerindeliğinin denetlenemeyeceğini iddia ederek davanın reddini talep etti.
Yargıtay nakil işlemine dair ne karar verdi?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge İdare Mahkemesi'nin davanın reddine yönelik kararını bozarak, nakil işleminin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesi gerektiğine hükmetti. Yüksek mahkeme, nakil işleminin iptaline ilişkin doğrudan bir karar verilemese dahi, hukuki yararın bulunduğu durumlarda işlemin hukuka uygunluğunun denetlenebileceğini ve işçinin çalışma şartlarındaki değişikliğin yargısal denetime tabi olduğunu vurguladı.
İşçi, rızası dışında yapılan nakil ve maaş düşürülmesi işleminin iptali için İş Mahkemesi'ne başvurmuş, yerel mahkeme bu değişikliği çalışma şartlarında esaslı değişiklik olarak kabul ederek davayı kabul etmişti. Bölge İdare Mahkemesi'nin bu kararı bozması üzerine dosya Yargıtay'a taşınmış, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bularak işçinin lehine bir içtihat oluşturmuştur.
İş Kanunu kapsamında işverenin yönetim hakkı sınırsız bir yetki teşkil etmemekte olup, işçinin çalışma koşullarında yapılan esaslı değişikliklerin 4857 sayılı İş Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca işçinin yazılı onayına tabi olduğu kabul edilmektedir. Benzer durumdaki çalışanlar, işverenin tek taraflı ve haklı bir nedene dayanmayan nakil işlemlerine karşı iş mahkemelerinde tespit davası açma veya çalışma şartlarında esaslı değişiklik hükümlerine dayanarak yasal haklarını arama yoluna gidebilirler.
Çıkarılacak sonuç
Yargıtay'ın bu kararı, işverenin "yönetim hakkı" adı altında işçinin çalışma düzenini ve ücretini keyfi olarak değiştiremeyeceğini ortaya koymaktadır. İşletmesel kararların, işçinin temel çalışma haklarını ve sözleşme şartlarını ihlal etmesi durumunda yargı denetimine tabi olduğu tescillenmiştir.
Bu karar, işverenlerin operasyonel değişiklik yaparken işçi rızasını gözetmesi gerektiğini hatırlatan önemli bir hukuki güvencedir. Çalışanların, iş sözleşmelerinde esaslı değişiklik yapılması durumunda bu değişikliği kabul etmeme ve hukuki yollara başvurma haklarının korunduğu netleşmiştir.
Muhtemel etkiler
Söz konusu karar, benzer şekilde rızası dışında başka bir şehre tayin edilen veya maaşında haksız kesinti yapılan binlerce kamu ve özel sektör çalışanına emsal teşkil edebilir. İşverenlerin, nakil süreçlerinde daha şeffaf ve işçi haklarına saygılı bir tutum sergilemeleri beklenebilir.
Ayrıca, bu karar sonrası işverenlerin "işletmesel karar" gerekçesiyle yaptıkları keyfi uygulamaların azalabileceği ve hukuki uyuşmazlıklarda işçilerin elinin güçleneceği öngörülebilir. İş mahkemelerinde benzer konularda açılan davaların sayısında artış yaşanması muhtemeldir.
Kaynak: Haber7
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!