Adidas'ın İsrail Ordusu Mensubunu Reklam Yüzü Yapmasına Tepkiler Çığ Gibi Büyüyor
Adidas'ın Gazze'de yıkıma yol açan İsrail ordusundan emekli Shalev Biton'u reklam yüzü yapması, dünya genelinde büyük bir boykot dalgasına yol açtı.
Gazze Şeridi'nde binlerce sivilin yaşamını yitirmesine ve çok sayıda Filistinlinin uzuvlarını kaybetmesine neden olan İsrail ordusundan emekli asker Shalev Biton'un, spor giyim devi Adidas tarafından "tek ayakkabı hizmeti" kampanyasında reklam yüzü olarak kullanılması, küresel ölçekte büyük bir infiale yol açtı. Şirkete yönelik boykot çağrıları çığ gibi büyürken, dünya genelindeki aktivistler markanın bu hamlesine sert tepki gösteriyor.
Reklam filminin yayınlanmasının ardından tepkisini sosyal medyada Adidas marka ayakkabılarını çöpe atarak gösteren ve bu paylaşımıyla kısa sürede viral olan İtalyan aktivist Vincenzo Fullone, Anadolu Ajansı'na (AA) önemli açıklamalarda bulundu. Boykotun sivil ve barışçıl bir direniş yöntemi olduğunun altını çizen Fullone, siyaset mekanizmalarının sessiz kaldığı durumlarda tüketici boykotunun vatandaşların elindeki en etkili silaha dönüştüğünü belirtti. Fullone, Filistin'deki apartheid rejimini destekleyen markaları terk etmenin ahlaki bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.
Vincenzo Fullone: "Failler Merkeze Alınırken Filistin Siliniyor"
Adidas'ın bu kampanyayla gerçek yüzünü ifşa ettiğini savunan Fullone, şirketin yıllar boyunca insan hakları, eşitlik ve kapsayıcılık gibi değerler üzerinden sahte bir imaj inşa ettiğini vurguladı. İtalyan aktivist, "İşin içine İsrail girdiğinde tüm bu ilkeler bir kenara atılıyor. Adidas, kampanyasında uzuvlarını kaybetmiş bir İsrail askerini mağdur gibi sunarken, o askerin temsil ettiği ordu tarafından sakat bırakılan binlerce Filistinliyi tamamen görünmez kılıyor. Bu sıradan bir pazarlama stratejisi değil; kimin acısının değerli, kiminkinin ise değersiz görüldüğünün açık bir kanıtıdır" ifadelerini kullandı. İsrail'in bugünkü saldırgan tutumunu "Üçüncü Reich" dönemine benzeten Fullone, uluslararası toplumun çok geç olmadan bu duruma müdahale etmesi gerektiğini söyledi.
Ayçin Kantoğlu: "Güney Afrika'daki Apartheid Boykotu Filistin İçin de Mümkün"
Küresel Sumud Filosu bünyesinde insani mücadele yürüten Türk aktivist Ayçin Kantoğlu da konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kantoğlu, işgalci ve soykırımcı politikaları destekleyen markaları boykot etmenin sıradan bir sivilin atabileceği en kolay ve en etkili adım olduğunu belirtti. Bireysel eylemlerin gücünü sorgulayanlara tarihsel bir örnek veren Kantoğlu, Güney Afrika'daki ırkçı apartheid rejiminin de küresel boykot hareketleriyle dize getirildiğini hatırlattı.
Filistin'deki durumun çok daha vahim bir boyuta ulaştığına dikkat çeken Kantoğlu, "Gazze'den sonra şimdi de Batı Şeria'da benzer katliamlar yaşanıyor. Tüm dünyanın canlı yayında izlediği bu vahşete karşı aynı boykot mekanizmasını Filistin için de tesis etmeliyiz" dedi. Adidas'ın son reklamını "büyük bir cüret" olarak nitelendiren Kantoğlu, çocukların katledildiği, sakat bırakıldığı bir ortamda, işgal ordusuna mensup bir askerin reklamlar vasıtasıyla mağdur gibi gösterilmesinin vicdanları yaraladığını ifade etti. Kantoğlu, boykotun sadece Filistin halkı için değil, küresel sisteme karşı kendi özgürlüğünü korumak isteyen her birey için bir mukavemet yöntemi olduğunu ekledi.
Doç. Dr. Şeyma Denli Yalvaç: "Alışveriş Yapmak Ticari Değil Ahlaki Bir Duruştur"
Küresel Sumud Filosu aktivistlerinden Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Şeyma Denli Yalvaç, tüketim alışkanlıklarının küresel suç şebekelerini finanse etmedeki rolüne dikkat çekti. Yalvaç, zulme, sömürüye ve katliamlara ortak olan markalardan alışveriş yapmanın, dolaylı yoldan bu suç mekanizmalarına sermaye sağlamak anlamına geldiğini belirtti. Boykotun, "Ben paramla bu vahşetin ortağı olmayacağım" demenin en somut yolu olduğunu ifade eden Yalvaç, kitlesel farkındalığın şiddete başvurmadan yasal yollarla büyük bir kamuoyu baskısı oluşturabileceğini kaydetti.
Adidas'ın reklam filmini izlediğinde derin bir üzüntü duyduğunu belirten Yalvaç, "Savaşı, şiddeti ve askeri unsurları estetize ederek başarı gibi sunmak açık bir propagandadır. Bir markanın gerçek gücü finansal büyüklüğü değil, topluma aşıladığı güven ve taşıdığı vicdandır. Bizler tüketici olarak sadece bir ürün almıyoruz, o markanın ahlaki duruşunu da satın alıyoruz. İnsani değerleri hiçe sayan, kurumsal vicdanını yitirmiş hiçbir markanın hayatımızda yeri olmamalıdır" diyerek, boykotun geçici bir eğilim değil, kalıcı bir duruş olması gerektiğini vurguladı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!