Küresel Otomotivde Kartlar Yeniden Dağıtılıyor: Çin Dünya Satışlarının Yüzde 37'sine Ulaştı
Allianz Trade analizine göre, küresel otomotiv pazarında dengeler Asya'ya kayarken Çin %37 pazar payına ulaştı. Türk otomotiv sektörü ise ihracatta rekor kırdı.
Küresel otomotiv endüstrisinde güç dengeleri köklü bir değişim sürecinden geçiyor. Dünyanın önde gelen alacak sigortası şirketlerinden Allianz Trade tarafından yayımlanan son sektörel analiz raporu, 2025 yılında dünya genelindeki otomotiv pazarının yüzde 5 oranında büyüyerek üst üste üçüncü yılı da yükseliş grafiğiyle tamamladığını gösteriyor. Ancak bu büyümenin arkasındaki temel dinamikler incelendiğinde, geleneksel lokomotifler olan Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nin yerini Asya pazarının aldığı görülüyor. Avrupa genelinde satışlar oldukça sınırlı bir bantta seyrederken, ABD pazarındaki büyüme ise yüzde 2 seviyesinde kaldı. Buna karşın Çin, sergilediği yüzde 9'luk büyüme performansıyla küresel otomotiv pazarının en güçlü motoru olma unvanını korudu.
Asya ve Çin Küresel Otomotivin Yeni Merkezi Haline Geliyor
Yayımlanan rapordaki çarpıcı veriler, küresel otomotiv sektörünün ağırlık merkezinin net bir biçimde Asya’ya ve özellikle Çin’e kaydığını tescilliyor. Elde edilen son verilere göre Çin, tek başına dünya genelindeki toplam otomobil satışlarının yüzde 37'sini gerçekleştirerek liderliğini pekiştirdi. Bu devasa oran, 2024 yılına kıyasla 2 puanlık, pandemi öncesi dönem olan 2019 yılına göre ise tam 8 puanlık bir artışa işaret ediyor. Çin'in bu agresif yükselişine karşılık, geleneksel pazarlarda ciddi kan kayıpları yaşanıyor. Aynı dönemde Avrupa'nın küresel pazar payı kritik seviyelerin altına gerilerken, Kuzey Amerika'nın payı da tarihi düşük seviyelere çekildi. Gelişmekte olan diğer pazarlar incelendiğinde ise Güney Amerika, Orta Doğu ve diğer yükselen ekonomilerin küresel büyümeye güçlü destek verdiği görülüyor. Çin dışındaki Asya-Pasifik bölgesi ile Japonya ise yüzde 3'lük daha sınırlı bir büyüme performansı sergiledi.
Türk Otomotiv Sektöründen Çift Yönlü Tarihi Başarı
Küresel pazardaki bu sert ve radikal değişim rüzgarlarına rağmen, Türk otomotiv sektörü 2025 yılında muazzam bir başarı hikayesine imza attı. Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan resmi verilere göre Türkiye, 2025 yılını 41,5 milyar dolarlık tarihi bir ihracat rekoruyla tamamlamayı başardı. Sektör, dış pazarlardaki başarısının yanı sıra iç pazarda da 1,37 milyon adetlik zirve satış rakamına ulaştı. Türkiye genelindeki toplam araç satışlarının yıllık bazda yüzde 10,5 oranında artarak bu seviyeye ulaşması, iç talebin gücünü bir kez daha ortaya koydu. Raporda, bu güçlü iç talebin, dış pazarların daraldığı ve küresel jeopolitik risklerin tırmandığı bir konjonktürde Türk otomotiv sanayisi için hayati bir tampon ve dengeleme unsuru işlevi gördüğünün altı çiziliyor.
2026 Yılındaki En Büyük Tehdit: 'Made in Europe' Çıkmazı
Allianz Trade raporunda, Türkiye otomotiv sektörünün sürdürülebilirliği önündeki en büyük risklerden biri olarak Avrupa Birliği'nin devreye almaya hazırlandığı yeni "Made in Europe" çerçevesi gösteriliyor. Yeni düzenlemeye göre, bir aracın bu statüyü kazanabilmesi ve gümrük avantajlarından yararlanabilmesi için yüzde 70 oranında AB katma değer eşiğini karşılaması gerekiyor. Türkiye'de gerçekleştirilen üretimin bu yüksek eşik kriterinin dışında kalma riski, sektör temsilcilerini endişelendiriyor. Türkiye'nin bu yeni sisteme entegre edilip edilmeyeceğine yönelik belirsizlik ise henüz giderilmiş değil.
Avrupa Birliği tarafında ise Türkiye'ye yönelik endişelerin arttığı gözlemleniyor. Türkiye'nin doğrudan "Made in EU" statüsü elde etmesi durumunda, son dönemde Türkiye'de yatırımlarını hızlandıran Çinli üreticilerin elektrikli araç ve batarya teknolojilerinin, AB teşviklerinden dolaylı yoldan yararlanabileceği bir geçiş noktası (hub) haline gelmesinden korkuluyor. Şayet Türkiye bu yeni menşe statüsünün dışında bırakılırsa, Türk malı taşıtlar ve yedek parçalar en büyük pazarı konumundaki AB'de sahip olduğu tercihli ticaret avantajlarını yitirme riskiyle karşı karşıya kalacak. Bu durum, küresel otomotiv üreticilerinin (OEM) Türkiye'ye yeni yatırım yapma motivasyonunu kırabileceği gibi, mevcut tedarik zincirlerinin de yeniden Avrupa'nın iç bölgelerine taşınmasına yol açabilir.
Avrupa Pazarına Bağımlılık ve Sektörel Risk Yönetimi
Avrupa pazarına kesintisiz erişimin sekteye uğraması ihtimali Türkiye için son derece kritik bir senaryoyu temsil ediyor. Çünkü 2025 yılı verilerine göre Türkiye'nin gerçekleştirdiği toplam otomotiv ihracatının yüzde 72,5'i (30,11 milyar dolar) doğrudan AB üyesi ülkelere yapıldı. Bu ülkeler arasında Almanya, tek başına 6,61 milyar dolarlık ihracat hacmi ve yıllık yüzde 36'lık güçlü artışıyla Türkiye'nin en büyük ticari ortağı olmayı sürdürüyor.
Sektördeki bu kritik gelişmeleri ve riskleri değerlendiren Allianz Trade Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz, Türk otomotiv sanayisinin ve tedarik zincirinin her koşulda yanında durmaya devam edeceklerini belirterek şu önemli açıklamalarda bulundu: "ODMD (Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği) raporlarının da net bir şekilde ortaya koyduğu üzere, sektörümüz 2026 yılının ilk yarısında sıkı finansman koşullarının etkisiyle iç pazarda yüzde 8,2'lik dönemsel bir dengelenme ve hacim kaybı sürecinden geçiyor. Bu dinamik dönüşüm ve risk ortamında, alacak sigortası tarafında otomotiv üreticileri ve tedarik zincirindeki paydaşlarımız için üstlendiğimiz toplam risk büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 15 artırdık. Sektördeki elektrifikasyon dönüşümünü, değişen tedarik ekosistemini ve maliyet yönetimini yakından takip ediyor; proaktif risk yönetimi çözümlerimizle Türk otomotiv sanayisinin hem küresel pazarlardaki rekabet gücünü hem de finansal sürdürülebilirliğini güvence altına almaya devam ediyoruz."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!